Beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Şubat 2017 Cumartesi

Oruç tutarken bu önerilere kulak verin

Oruç tutarken bu önerilere kulak verin

Ramazan ayı boyunca normal beslenme düzenimiz bozulur, günlük öğün sayımız sadece 2 öğüne iner. Uzun süreli açlık dönemleri başlar. Bu 2 öğün dolayısıyla doğal olarak metabolizma hızımız yavaşlamaya başlar. Vitamin ve mineral yetersizlikleri oluşabilir, kan şekeri dengemiz bozulabilir, tansiyon sorunları yaşayabiliriz. Özellikle halsizlik ve baş ağrısı en sık rastlanan sorunlardır. Emsey Hospital’dan Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Evnur Saray konuyla ilgili bilgileri aktarıyor.
Oruç Tutmak;
  • Vücudu rahatlatacak,
  • Sindirim sistemini düzenleyecek,
  • Vücudun asit ve baz dengesinde olumlu sonuçlar yaratacaktır.

  1. Oruç doğru şekilde uygulandığında mide ve bağırsak sisteminin yanında vücuttaki pek çok sistem için oldukça önemli ve olumlu sonuçları olan bir durumdur.
  1. Ramazan ayıyla birlikte beslenme değişimlerimizi iyi bilmemiz gerekmektedir.
  2.  Sahur ve iftar olacak şekilde beslendiğimiz bu dönemde iftarla sahur arasında en az iki ara öğün yapmak zorundayız. Bu ara öğünde de seçimimizi ağır ve şerbetli tatlılardan değil meyve ve sütlü tatlılardan yana kullanmalıyız. Orucun ilk zamanları üşüme halsizlik ve hissizlik tablolarını iftarda bol c vitamini alarak kapatmaya çalışabiliriz.
  3. Tahıl ürünü olarak da lif oranı yüksek olan çavdar ekmeği ya da kepekli makarna tercih edilmelidir. Bütün gün boş olan mideye bir ana yemeğe yüklenip fazla besin almak midede doping etkisi yaratır buda hızlı kanlanma ve kan şekeri bozukluklarına yol açar. Bu nedenle iftarda en ideal beslenme şekli yavaş yavaş ve azar azar beslenmektir. Orucumuzu su ve ya hurmayla açtıktan sonra sıvı miktarımızı dengeleyecek ve boş midemizi rahatlatacak hafif bir çorba mutlaka içilmelidir. Çorba sonrasında bir dilim peynir ve bir dilim ekmek ya da bir avuç içi pide ile birlikte hafif bir kahvaltı gibi başlangıç alınmalı sonrasında et ya da sebze yemeğine geçilmelidir.
  4. Soframızda ekmek ya da pide varsa makarna ya da pilav tüketimi olmamalıdır. Ancak tok tutucu özelliği de fazla olan süt ve süt grubundan iftarda metabolizmamızı düzenlemesi için faydalanmamız mümkündür.
  5. Çorba içildikten sonra aileye yapılacak ufak bir sohbet ya da ufak bir aranın ardından beslenmeye başlanmalıdır.
  6. Sebze ve meyve tüketimi ramazan ayı boyunca oldukça önemlidir. Sebze ve meyvelerdeki lif oranı hem bizi tok tutacak hem de sindirim sistemimizi destekleyecektir. Bu kan şekerimizin dengelenmesi ve açlık hissimizin yatışması için oldukça önemlidir.
  7. Sıvı tüketimine de kesinlikle önem verilmelidir.
  8. Çay ve kahve su kaybına neden olacağı için uzak durmak gerekmektedir; bunun yerine su tercih edilmelidir. Ancak tek seferde yüksek miktarda su tüketmek yerine sahur süresi boyunca yavaş yavaş içilmelidir.
  9. Hızlı yemek yemek ağır ve kızartma türü gıdalar bol pide ve pilav tüketimi bir anda midemizde olumsuz etkiler yaratır bize uyku hissi ve halsizlik verir.
  10. Bunun üzerine tükettiğimiz çay ve kahve de uyku problemleri yaratabilir bu nedenle iftarda zamanlama oldukça önemlidir.
  11. Sahur ve ya iftar sonrası içeceğimiz bir soda ya da yeşil çay sindirimde ve rahatlatıcı bir his vermekte bize yardımcı olacaktır. Ancak kronik rahatsızlığı olanların kalp ve tansiyon gibi beslenme uzmanı ya da bir doktor kontrolünde belli miktarlarda bu tüketimi yapmaları gerekmektedir. Kronik hastalıklarda ve zorunlu ilaç kullanımlarında oruç tutulması gerektiği uzmanlar tarafından da onaylanmıştır. Zamanında alınmayan ilaçlar daha büyük problemlere neden olacaktır ve bu vücudumuza yaptığımız daha büyük bir kötülüktür.
Sahurda Neler Yemeliyiz? Nelere Dikkat Etmeliyiz?
 
  1. Sahur bizim için ramazan ayında olmazsa olmazımızdır. Çünkü sahura kalkılmadan oruç tutulursa uzun süre açlık olacağından metabolik hız yavaşlar; halsizlik ve baş ağrısı görülebilir.
  1. Özellikle yoğun açlık hissi mide ve bağırsak sistemimize olumsuz etkiler yaratır, yemek sonrası gaz şişkinlik kabızlık gibi rahatsızlıklar oluşabilir.
  2.  Sahurda protein ağırlıklı ve lif etkisi yüksek gıdaları tercih etmeliyiz.
  3.  Sahurda mutlaka bir meyvemiz olsun. Özellikle elma pektin içeriği fazla olduğundan bizi tok tutmaya neden olacak ve cildimize, sindirim sistemimize, boşaltım sistemimize faydalı etkilerde bulunacaktır. Her gün sahurda bir elmamız olması vücudumuz için oldukça önemlidir.
  4. Ayrıca sahurda meyve yememiz gün içindeki tatlı ihtiyacımızı baskılayacaktır.
  5. Protein içeriği fazla olan besinler, midenin boşalma sürecini uzatarak acıkmayı geciktirirler. Bu nedenle süt, yumurta, yoğurt, peynir gibi besinler sahurda mutlaka tüketilmelidir.
  6. Süt ve süt ürünleri tokluk sağlayıcıdır, kalsiyum ve potasyum açısından yüksek içeriği olması aynı zamanda elektrolit dengemiz için de oldukça önemlidir.
  7. Sahuru kahvaltı gibi planlamalı; omlet veya menemen veya haşlanmış yumurta, peynir, domates, salatalık, yeşillik tercih edilmelidir.
     
Ramazan Ayının Vazgeçilmezi Hurma!!!
Ramazan ayının vazgeçilmezi hurma miktarınca yendiğinde hiçbir sorun teşkil etmez ancak sofralarımıza lif ve mineral kaynağı bakımdan oldukça zengin olan hurmayı yalnızca 3 ya da 4 adet getirmeliyiz unutmamalıyız ki hurma da glisemik indeksi yüksek bir besindir ve kan şekerimizde dengesizliklere neden olabilir.
Ramazan’da Kilo Almamak İçin;
  1. Sahur öğününü mutlaka yapınız. Sahur yapılmadığında metabolizma yavaşlar ve yağların depolanmasına neden oluruz.
  2. Asitli içeceklerden uzak durunuz. hazır meyve suları yerine meyve, limonata veya şekersiz kompostolar tercih edilmeli,
  3. En az 2 litre su tüketilmeli,
  4. Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar, dondurma veya meyve tercih edilmeli; haftada 2 kez sütlü tatlı tüketip diğer günlerde tercihimiz meyve olmalı.
  5. İftardan 1,5-2 saat sonra mutlaka bir ara öğün yapılmalı.
  6. İftarda beyine tokluk sinyali ulaşması için çorbadan sonra 15 dakika beklenmelidir.

Ramazan Ayı İçin Örnek Mönü
  1. Sahur
      Haşlanmış yumurta
      Peynir
      Domates, salatalık, biber, maydanoz…..vb.
      Zeytin veya ceviz
      Tam buğday ekmeği veya çavdar ekmeği
       Çorba
       Süt veya yoğurt
  1. İftar
     Hurma veya zeytin
     Çorba
     Tam buğday veya çavdar ekmeği
     Etli sebze yemeği veya ızgara et
     Salata
     Yoğurt/ayran/cacık
     Bulgur pilavı veya kepekli makarna
  1. İftardan Sonraki Ara
      Sütlü tatlı veya meyve veya süt
    Emsey Hospital’dan Beslenme ve Diyet Uzmanı  Dyt. Evnur Saray
Oruç tutarken bu önerilere kulak verin

3 Mayıs 2016 Salı

Aknelerden Nasıl Kurtulurum!,



Ne yazık ki birçok kadının büyük problemi olan akne, bazen son derece ısrarcı olabilir. Yıllar geçer, ergenlik geçer ancak sivilceler çıkmaya devam eder; sanki bir kader gibi… Dermatolog Dr. Ayşe Özboya: Bir türlü bitmeyen akneler, umutsuzluğa kapılmanıza, bazı yanlış davranışlar sergilemenize ya da yanlış inanışlar geliştirmenize neden olabilir. diyor.

Yanlış inanışlar
Yanlış olan düşünce; aknenin bir yaşı olduğu ve evlenince geçeceğidir. Halbuki tedaviyi ne kadar geciktirirseniz ve cilt tedavisinden ne kadar uzaklaşırsanız, yaşadığınız umutsuzluk ve tedavinin zorluğu artar.
Cilt bakımı veya siyah noktaların temizlenmesi ile tedavi olacağını düşünmeniz de diğer bir yanılsamadır. Unutmayın ki bu bir hastalıktır.
Akne oluşumuna yatkın ciltlerde bazen, altta yatan ikinci bir neden de; hormonal düzen bozukluklarıdır. Bu durum cildinizin düzensiz yağlanmasına ve rahatsızlığınızın uzun döneme yayılmasına neden olabilir.
Eğer siz de sürekli akne problemiyle karşı karşıyaysanız, doğru doktor ve doğru takip sürecine girmekte gecikmeyin. Akneli ciltler, genelde yağlı ve karma yapıda olurlar. Tedaviyi geciktirirseniz, yanlış kozmetik ürünlere yönelmeye başlayarak, iyileşme sürecine uzaklaşırsınız ki bu da, psikolojinizi ciddi boyutlarda etkiler.

Aknelerin oluşumu
Cildin nemlenmesinden ve korunmasından sorumlu olan orta deri tabakasındaki yağ bezlerinin faaliyeti, bazı dönemlerde artar. Özellikle ergenlik döneminde, hormonların düzensizliği bu yapıyı olumsuz etkiler. Aşırı yağlanma da, akne oluşumunun zeminini hazırlar.
Derinizin normal yapısının bozulup, bölgesel tıkaçlar oluşturması ve cildinizin kalınlaşması da aknelerin oluşumunu sağlar. Bu cilt rahatsızlığına, yağ bezlerinizde ve deri altında iltihaplanmaya ve şişmeye; dokunduğunuzda hassas kabarcıkların oluşumuna sebep olan bakteriler de eklenebilir. Tüm bu yapı bozuklukları birleştiğinde ise, akne problemi ile karşılaşırsınız.

Her yaşta akne oluşabilir
Genellikle 13-20 yaş aralığında, yağ bezlerinin aşırı çalışması ile oluşan akne problemi, çok değişik nedenlerle, her yaşta ve her cilt tipinde görülebilir. Özellikle cildiniz karma ise, bu tür sorunlarla daha sık karşılaşırsınız.
Yağlı ve karma cilt tiplerinde, akne oluşumu daha sıktır, ancak yanlış nemlendiriciler ve porları tıkayan kremler, kuru cilt tiplerinde dahi sivilcelenmeye neden olabilir. Bu nedenle kozmetik seçimini dikkatli yapmanız gerekir.

Beslenme
Bazen hastalar, birçok gıdayı sevmelerine rağmen tüketemediklerinden şikayet ederler. Aslında kanıtlanmış bir gıda reaksiyonu yoktur. Belirli gıdaların yenmesinin, akneyi artırdığı, yapılan araştırmalarda kanıtlanamamıştır. Bazı hastaların ise, besinlere duyarlılıkları olabilir, yani kişisel hassasiyetlerle karşılaşılabilir; kimileri çikolatadan, kimileri çekirdekten etkileniyor olabilir, ancak bu kişisel bir etkileşimdir.

Tedavi
Akne, oldukça inatçı ve uzun süreli bir hastalıktır. Bu nedenle, kısa sürede mucizeler beklemeniz yanlış olur. Doktorunuzun talimatlarını yerine getirmeniz, sizin de doktorunuz tarafından izlenmeniz ve işbirliği gerekir ki sonuca ulaşabilin. Bu tedavinin ilk olumlu sonuçlarının birinci aydan sonra başlayabileceğini ve gerekirse tedavinin değişikliklerle devam edebileceğini doktorunuz en baştan söylemelidir.

Aknelerden Kurtulun
> Kozmetik ürünlerden uzak durun ki tedaviyi bozmayın.
> Güzellik salonlarında yapılan işlemlerden etki bulmaya çalışmayın.
Bu konuda kesin ve net olarak doktorunuzun uyarılarına özen gösterin.
> Gereksiz cilt bakımları yaptırmayın.
> Cildinizle oynamayın, bilinmedik ürünler sürmeyin.
Medikal tedavide hastalığın evresi çok önemlidir; bazen birkaç siyah nokta, bazen ise, şiddetli deri altı şişliklerle seyreder. Eğer hastalık, hafif bir olgu ise, bölgesel temizleme jelleri ve hafif soyucu kremler yeterli olabilir. Daha yoğun bir durum söz konusu ise, ağızdan antibiyotik ve özel kremler verilebilir. Tüm hastalara farklı bir yaklaşım ve farklı bir karma yapmak gerekir. Herkesin cilt tipi farklı ve ilaçlara tepkisi de değişiktir. Unutmayın, size iyi gelen bir tedavi, başkasına iyi gelmeyebilir. En şiddetli durumlarda ise ağızdan alınan A vitamini türevleri son derece etkili çözümler sağlar. Bu tip tedavilerde dikkatli olmanız ve ilacın yan etkileri hakkında doktorunuzla konuşmanız gerekir. Akne tedavisi 5-6 ay civarında sürer ve sonuç gerçekten yüz güldürücüdür