SUNWOMENS Blogumuzda Sürekli güncelleme çalismalari devam etmektedir.Sitemizi Arkadaşlarınıza,Dostlarınıza ve Tanıdıklarınıza Tavsiye Ediniz!!! Görüs ve önerilerinizi bizimle paylasabilirsiniz ! Paylasimlarinizi yorum bölümüne yazabilir veya'gzmm_2016@hotmail.com'ile iletisime geçebilirsiniz


14 Mayıs 2016 Cumartesi

AĞRI ALARM DEĞİL

ağrılar

AĞRI ALARM DEĞİL

Tıbbi bir sorun olarak başlayan ağrı, hastayı ve çevresindekileri etkileyen sosyal bir sorundur
Algoloji (ağrı) Uzmanı Prof. Dr. Fuat Güldoğuş, algoloji birimi konusunda bilgi verdi. Prof. Dr. Fuat Güldoğuş yaptığı açıklamada, “Algoloji; ağrı tanı ve tedavisi alanında özellikle kaynağı belirlenemeyen ağrılarda, girişimsel işlemlerle ağrının köken aldığı yeri belirleyerek tanıda; nedeni belli ağrılarda ise ağrı kaynağına yönelik ilaç tedavileri ve buna ek olarak girişimsel işlemlerle tedavinin sağlandığı bir yan dal uzmanlığıdır.
Hizmet alanı oldukça geniş olup; uzun süreli ve ilaç tedavilerine dirençliağrıların kaynaklandığı ağrı yolaklarını belirlemek ve bu ağrı tiplerine göre ilaç ve ilaç dışı teknik tedavi yöntemlerini uygulayarak ağrıyı kontrol altına almak hedeflenir” diye konuştu.

OMURİLİK BÖLGESİNE İĞNE TEDAVİSİ

Ağrının, duysal, emosyonel ve sosyal özellikleri bulunan, kişisel bir deneyim olduğunu söyleyen Güldoğuş, “Ağrılı uyarı, sorunun olduğu yerdeki sinirler tarafından alınarak omurilik ve oradan beyine taşınır. Ağrılı uyaran beyine ulaştığında, ağrının yeri, şekli ve şiddeti kişi tarafından tanınmış olur.
Ağrının beyine ulaşmasını engellemek için, ağrının oluştuğu yere, ağrıyı beyine taşıyan sinire veya tüm ağrıların vücuttan-beyine seyri sırasında mutlaka uğradığı bir istasyon olan omurilik bölgesine iğne
ile ulaşılarak ilaç ve ilaç dışı teknik tedaviler uygulanabilir.
Bu işlemler her bölge ve sinire yönelik ayrı bir teknik yaklaşım gerektirdiğinden, özel ve süreklilik isteyen bir eğitim gerektirmektedir. İşte bu teknik eğitim sistemi algoloji bilim dalı çatısı altında yapılmaktadır” şeklinde konuştu.

AĞRI VÜCUDUN UYARISI

Ağrının, genellikle alarm sistemi olarak vücudun bir uyarısı olduğunu belirten Güldoğuş, şöyle devam etti:
“Akut ve kronik (süregen) olmak üzere iki formda sınıflandırılabilir. Çeşitli hastalıkların habercisi olarak yaşanan akut ağrı modeli, hastaların sıklıkla ilk kez yaşadığı kısa süreli modeldir. Vücut bir alarm sistemi olarak uyarı verir ve hekimler bu alarmın nereden çaldığını bulmak için çeşitli tetkikler yaparak hastalığa ulaşmaya çalışır.
Diğer ağrı modeli olan kronik (süreğen) ağrı; toplumda işgücü kaybı oluşturan, aşırı ve gereksiz ilaç kullanımı ile sağlık giderlerini en çok artıran, tedavisi yapılmadıkça küskün bir toplum meydana getiren gerçek bir sorundur.
Ağrınız tahmin edilenden uzun sürüyorsa kronik ağrı probleminiz olabilir. Kronik ağrı çalışmayı, zevk almayı, hatta insanın kendi kendisine yeterli olmasını engeller. Tedavi geciktikçe kişi içine kapanır ve depresyona girer.
Ailesine, arkadaşlarına ve beraber çalıştığı insanlara ilgisi azalır, yalnızlık ve sosyal izolasyon gelişir. Ağrıya neden olan bir hastalık bulunmadığı durumlarda ise hastanın yakınları, aldatıldığını ve kullanıldığını hissedebilir. Sonuçta, tıbbi bir sorun olarak başlayan ağrı, hastayı ve çevresindekileri etkileyen sosyal bir sorun haline gelir.”

AĞRININ UZAMASI HUZURSUZLUK NEDENİ

Kronik ağrılı uyarıların, beyindeki algılama merkezlerini sürekli huzursuz ederek ağrı hafızası oluştuğuna vurgu yapan Güldoğuş, sözlerini şöyle tamamladı:
“Ağrılı dönem uzadıkça bu hafıza pekişmekte ve bir ağrı imajı oluşarak ağrı tedavisi daha da güçleşmektedir. Bu nedenle, ağrı öncelikle doğru tanımlanmalı, kaynağı belirlenmeli ve doğru yöntemlerle tedavi edilmelidir. Ağrı tedavisinde çok çeşitli ilaç dışı işlemsel tedavi seçenekleri bulunmaktadır.
Ağrının doğru tanımlanması, tedavinin ilk basamağı olacaktır. Kronik ağrıları genel tedavi yaklaşımları ile tanımak için kısa bilgiler yararlı olacaktır.”
İHA

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder