Anne- bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anne- bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ekim 2016 Perşembe

Anne Adayları İçin Sağlıklı Yemeğin Püf Noktaları



İlki diyabetlilerle gerçekleştirilen Lezzetli & Sağlıklı Diyet Atölyesi’nin ikincisi Bayındırİçerenköy Hastanesi’nde hamilelerle gerçekleştirildi. Anne adaylarının katılımıyla gerçekleştirilen etkinlikte aşçı ve diyetisyen eşliğinde hamilelere yönelik sağlıklı yemeğin püf noktaları anlatıldı.

• Gebelikdöneminde vücudumuzun artan en önemli besin öğesi ihtiyaçları demir, kalsiyum,folik asit, B12 vitamini ve sudur. Doktorunuzun önerdiği besin desteğitabletlerin yanı sıra bunları içeren besinlerin tüketimi de önemlidir.

• Demir;et, yumurta, tavuk, balık, yeşil yapraklı sebzeler, kurubaklagiller, kurumeyvelerde bulunur. Demir emilimini arttırmak için bu yiyecekler ile birlikte Cvitamininden zengin olan taze sıkılmış portakal suyu ile birlikte tüketmek iyibir tercihtir. Özellikle turunçgiller, sebze ve meyveler C vitaminindenzengindir. Çay, kahve ise demir emilimini azaltacağından önerilmez.

• Gebeliksüresince kemik yapısını oluşturan kalsiyumun yeterli miktarda alınması,bebeğin iskelet yapısını geliştirdiği gibi, annenin de kemik kütlesinikorumasına yardımcı olur. Eğer gebelik sürecinde yeterli kalsiyumalabilirseniz, ileride oluşabilecek osteoporoza karşı da kendinizi korumuşolursunuz. Süt, yoğurt, peynir, pekmez, fındık, kuru baklagiller ve yeşilyapraklı sebzeler zengin kalsiyum kaynaklarıdır.

• Folik asitin kaynakları; koyu yeşil yapraklı sebzeler, kurubaklagiller, et, süt,yoğurt ve türevleri, yumurta ve tahıllar olarak sıralanabilir. Folik asitinyetersiz alımı ile düşük doğum ağırlıklı bebekler, nöral tüp defektleri veannede megaloblastik anemi oluşabilir. Gebelikte folik asit ihtiyacı belirginşekilde artar ve günlük ihtiyaç iki katına çıkar. Anne adaylarının gebekalmadan 3 ay önce folik asit tabletleri kullanımına başlaması önerilmektedir.

• Gebelik sırasında DNA sentezinin yapılabilmesi için B 12 vitaminine ihtiyaç vardır. Buvitamin süt, yoğurt, yumurta, peynir ve et gibi hayvansal kaynaklı besinlerdebulunur.

• Gebelikte bol su tüketimi hem anne hem bebek açısından çok faydalıdır. Anne adayı gündeyaklaşık 2 - 3 litre kadar su içmelidir.Bu yaklaşık olarak 10-12 bardak civarındadır. Yanınızda pet şişe taşırsanız güniçerisinde hiç farketmeden bol milktarda su içtiğinizi görebilirsiniz. 

• Omega3 yağ asitleri anne karnındaki bebeğin beyin oluşumu ve gelişimi, görmeyisağlayan retinanın gelişimi, sinir sisteminin gelişimi aşamalarında önemli roloynar. Omega 3 ler açısından en zengin besin maddeleri balıklardır. Ceviz vesemizotu da omega 3 içerir. Balık tüketemiyorsanız doktor ve diyetisyeninizinönerdiği balık hapı tabletlerini kullanabilirsiniz.

• Gebeliktekabızlık sorunu yaşıyorsanız; posa içeriği yüksek olan (lifli ekmek, bulgur,kepekli makarna, esmer pirinç, yulaf ezmesi gibi) tam tahıllı besinleri, sebzeve meyveleri tüketmelisiniz. Kefir gibi probiyotik ürünler, bol su, düzenliegzersiz de kabızlık şikayetlerini önemli ölçüde azaltır.

• Anne adaylarının birçoğu özellikle gebeliğin ilk aylarında sabah bulantısı sorunuylakarşı karşıya kalır. Hormonal değişikliklerin bu bulantılara sebep olduğubilinmektedir. 

Bulantılarınızı azaltmak için;sabah yataktan kalkmadan önce, kraker veya sade kızarmış ekmek gibi nişastalıbesinleri tüketin. Yataktan yavaşça kalkmaya çalışın, midenizin boş kalmasınıengellemek için gün içinde azar azar ve sık sık yiyin. Yağ içeriği yüksekbesinlerden kaçının.

• 5. gebelik ayından sonra özellikle büyüyenrahim, mideye mekanik baskı yaparak yanma şikayetlerini artırır. Son 3 aydadaha da çok rahatsızlık verici olur. Şikayetinizi azaltmak için öncelikle azaz, sık sık çok iyi çiğneyerek yemeye özen göstermelisiniz. Baharatlı, aşırıyağlı, kızartma yemekler salam, sucuk gibi tam pişmemiş baharatlı etleri, gazlıiçecekleri tüketmemelisiniz. Aşırı kilo almak da mide yanmasını artırıcı birfaktör olur. Sigara, alkol, kahve ve çikolata mide yanması şikayetini artırır.Geç saatlerde yemek yemeyiniz. 

• Çay,kahve, asitli içecekler yüksek kafein içeriğinden dolayı önerilmez. Çünkükafein bebeğin de kanına geçer. Alınan orta düzeyde kafein anne adayındaçarpıntı ve benzeri yakınmalar yaratmasa da bebeğin kalp atımlarında vesolunumunda (bebek daha doğmadan da anne karnında solunum hareketleri yapar)belirgin artışa neden olabilir. Kafein bir idrar söktürücüdür. Hamileliksırasında fazla miktarda alınımı sıvı ve kalsiyum kaybı ile dehidratasyona yolaçabilir. Özellikle yemeklerden hemen sonra alındığında barsaklardan demiremilimini %40 oranında azaltır ve bu demir gereksiniminizin çok yüksek olduğuhamilelik döneminde oldukça önemlidir.

• Gebeliksürecinde normalde alınması gereken kilo 9-12 kilo kadardır. Hamileliğinbaşında zayıf olan anneler biraz daha fazla 15-17 kilo kadar alabilirler.Hamileliğin başında aşırı kilolu olan annelere de fazla kilo almaları önerilmezve genellikle 7-8 kilo almaları yeterli kabul edilir. Kilo kontrolünüzü sağlayabilmek ve aynı zamanda doğru beslenme tercihleri yapabilmek için diyetisyene danışılmalı.

Prematüre Bebek İçin Anne Sütü Hayat Kurtarıyor



Ülkemizde her yıl 1.3 milyon bebek dünyaya geliyor. Bu bebeklerin yaklaşık yüzde 10'u yani 130 bini erken (prematüre) doğuyor. Son araştırmalara göre 10 yıldır Türkiye'de bebek ölümleri azaldı. Fakat hala bebek ölümlerinin en büyük sebebi prematürelik. Prematüre doğumun en önemli nedeni ise enfeksiyon. 

Liv Hospital Yenidoğan ve Çocuk Hastalıkları Uzmanları Dr. Gülnihal Şarman ve Dr. Pınar Boncuk Dayanıklı, prematüre bebekler için anne sütünün hayat kurtardığına, prematüre bebek konusunda uzmanlaşmış bir ekip ve iyi bir yenidoğan yoğun bakım süreci ile bebeklerin hayata tutunabildiklerine dikkat çekiyor.

Prematüre bebeğin ilacı anne sütü 

Tüm bebekler için önem taşıyan anne sütü, prematüre bebekler için hayat kurtarıcı niteliğinde. Anne sütü, hem bebeğin hem de annenin fiziksel ve ruhsal gelişimini etkiliyor. Anne sütü ile beslenen prematüre bebekler, yapılan araştırmalara göre çok daha hızlı gelişiyor, kilo alıyor, enfeksiyon riski azalıyor. Ayrıca bebek ve anne arasında, bu zorlu dönemde çok daha derin bağ kuruluyor. Bebeğini emziren annenin doğum sonrası depresyonu daha az oluyor ve sütü daha çok geliyor.

Prematüre bebekte ilk 2 yıla dikkat

Prematüre bebekler diğer yeni doğanlara göre çok daha ciddi takip gerektiriyor. Bu bebekler ne kadar erken doğarsa o kadar fazla sağlık problemi yaşıyor. Fakat sağlık problemleri uzmanlaşmış hekimlerin kontrolünde en aza indiriliyor. Ancak bebek, taburcu edildikten sonra bazı enfeksiyonlar, yetersiz beslenme ve bakım nedeniyle birtakım sorunlar yaşanabiliyor. Prematüre bebeklerde ilk 2 yıla dikkat etmek çok önemli. Bu süreçte iyi beslenmek, temiz hava solumak, enfeksiyondan kaçınmak ciddi önem taşıyor. Özellikle kış ayları prematüre bebekler için büyük risk oluşturuyor.

Kuvözde de olsa bol bol anne kucağı

• Bebekle ilişki hastanede kaldığı günlerden başlayarak devam etmeli. 
• Kuvözde kucağa alınamadığı zamanlarda başını ya da parmağını tutarak, göz teması yaparak ilişki kurarak başlanabilir. 
• Uygun haftaya geldiğinde emzirme denemeleri yapmaya başlayabilirsiniz.
• Evde bebekle teması arttırmak için masaj yapılabilir. Masaj bebeği rahatlatır, kasların çalıştırmasını sağlar, ilişkinizi güçlendirir.
• Kucağınızda çıplak teninize temas edecek şekilde onu tutmak bebeğiniz rahatlatır. 

Çocuğum altını ıslatıyor, şimdi ne yapacağım?



Çocuğunuz geceleri altını ıslatıyor, bunu uzun süredir yapıyor ve en önemlisi buna engel olamıyorsa lütfen bu yazıyı dikkatlice okuyun.

Özelikle 2 yaş üstü çocuklarda görülen gece altını ıslatma problemini, tedavisini ve ailelere düşen görevleri Hisar Intercontinental Hospital Üroloji Uzmanı Op. Dr. Basri Çakıroğlu’yla konuştuk.

Çocuğumun Altını Islatma Problemi Var Diyebilmeniz İçin…
Çocukların çoğu 2–4 yaş arasında idrarlarını hem gece hem de gündüz tutmayı başarırlar. İdrar kontrolü sinir sisteminin gelişmesiyle paralel olur. Bebeklik döneminde işeme tamamen refleksle oluşur. Üç yaşındaki çocukların %40'ı altını ıslattığı halde bu oran 5 yaşında %15'e, 10 yaşında %10'a düşer. Çocuğunuz 5 yaşını doldurmuş olmasına rağmen ayda iki kereden fazla idrar kaçırıyorsa altını ıslatma problemi olabilir.

Çocuklar neden altını ıslatır?
Gece altını ıslatan çocukların büyük bir bölümü (%90-95'i) fizyolojik altını ıslatma grubunda toplanır. Bu çocuklar;
• Gece uykuda mesane doluluğunu hissetmeleri yetersiz,
• Mesane kapasiteleri küçük,
• Uyku derinlikleri fazla çocuklardır. Bu çocuklarda geceleri gündüze oranla idrar çıkışı %50 daha azdır.

Alt Islatma Genetiktir!
Alt ıslatma büyük oranda genetik yatkınlığa dayanır. Anne ve babadan birinde altını ıslatma öyküsü varsa çocukta % 43, ikisinde birden varsa %77, her ikisinde de yok; yakınlarında varsa (dayı, amca, teyze, hala) %15 oranda altını ıslatma sorunu yaşanır. Aile öyküsü olan olgular iyileşme zamanı bakımından ailelerine benzer bir seyir göstermektedirler.

Alt Islatma Bazı Hastalıkların Habercisi Olabilir!
Altını ıslatan çocukların %2-3'ünden şeker, böbrek ve mesane hastalıkları saptanır. Olguların %5-10'unda ise altını ıslatmaya sık ve acil idrar yapma ihtiyacı gibi yakınmalar eşlik eder. Bu çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu, idrarda bakteri, kabızlık ve bazen besin alerjisi görülür. Ayrıca son yıllarda halk arasında "geniz eti" olarak bilinen adenoid vejetasyonlu çocuklarda yüksek oranda altını ıslatma görüldüğü ve ameliyat sonrası yakınmalarının geçtiği üzerinde durulmaktadır.

Çocuğum altını ıslatıyor, şimdi ne yapacağım?
Öncelikle bu çocuklara yanlış tutumların çok daha fazla zarar verdiğini unutmayın! Bunların içinde en tehlikelisi "Altına yapan kızını sobaya oturttu" gibi haber başlıklarına konu olan cinsel bölgelere yönelik cezalandırma girişimleridir. Bu tür tutumlar, çocuklar üzerinde etkisi ömür boyu sürecek izler bırakır. Altını ıslatan çocukların diş çıkarma, konuşma gecikmesi gibi fizyolojik bir gelişme gecikmesi yaşadığı ve ailenin temel görevinin çocuğun benlik saygısı zedelenmeden bu sorunu atlatmasını sağlamak olduğu unutulmamalıdır. Altını ıslatan çocukların en geç 6 yaşında konuyla ilgilenen bir uzman tarafından değerlendirilmesi ve gerekli incelemeler yapıldıktan sonra bir tedavi planı yapılması gerekir. Altını ıslatma yakınması ile hekime getirilen çocuklar gündüz altına kaçırma, zor idrar yapma, kabızlık, zor ve acil idrar yapma, çok idrar yapma, kafa travması geçirme, idrarla birlikte kaka kaçırma, horlama ve gece ağızdan nefes alma gibi organik faktörlerin varlığı bakımından incelenir. Elde edilen bilgiler ve genel muayene sonuçlarına göre idrar incelemesinden, mesane filmlerine uzanan bir dizi tetkik yapılır. Altını ıslatan çocukların %97'sinde fiziksel bir neden yoktur, ayrıntılı bir öykü çoğu zaman fizyolojik altını ıslatmanın olup olmadığı konusunda bilgi verir. Bu noktada altını ıslatan çocukta "küçük mesane" ya da uykudan uyanamama sorunu mu olduğunun aydınlatılması önemlidir. Bunun için;
• Ayrıntılı bir hastalık öyküsü alınıp sorgulama yapılması,
• İşeme-dışkılama çizelgesi tutulması,
• Genişletilmiş fiziksel muayene,
• Tam idrar tahlili yapılması genellikle yeterlidir.
Bu basamaklardan sonra, hastalığın “saf primer gece yatak ıslatma” problemi olduğuna karar verilirse, tedavi aşamasına geçilir. Eğer, hadisenin daha kompleks ve etraflı bir problem olduğuna karar verilirse, ileri tanı yöntemlerine başvurularak daha ayrıntılı tetkikler uygulanır. Altını ıslatan çocuklara genel olarak 7–8 yaşına geldiğinde tedavi için girişimlerde bulunulması önerilir. Bu girişimlerin başında çocuğun kendisinin ya da ailesinin gece uyanmasına dönük programlar gelir. Ailenin çocuğu gece uyandırıp tuvalete gitmesini sağlayan program uygulanır. Bu program %90 oranında başarı sağlar.

Çocuğunuzun Alt Islatma Problemini Aşması İçin…
• Gece kalkıp tuvalete gitmeyi bir hedef olarak kesinleştirin.
• Tuvalete ulaşmasını kolaylaştırın.
• Çocuğun kuru kalma sorumluluğunu üstüne almasına yardım edin.
• Yatmadan önceki 2 saat boyunca fazla sıvı almasından kaçının.
• Kesinlikle kafein içeren içecekler vermeyin.
• Yatırmadan önce mutlaka tuvalete götürün.
• Gece tuvalete kalkma motivasyonunu olumsuz yönde etkileyeceği için kuru kalması amacıyla bez bağlamayın.
• Sabah temizliğine çocuğunuzun katılımını sağlayın.
• Çocuğunuzun hangi günler kuru kaldığını bir kart üzerine işleyin.
• Çocuğunuzu en az ayda bir kontrol ettirin.

Uykusuz Anneler Kulübüne Merhaba!



Gözünden uyku aktığı halde uyumayan, uyku kelimesine bile dayanamayan bir çocuğunuz varsa bir an önce harekete geçmeniz gerekiyor. Çünkü harekete geçmezseniz uykuya elveda uykusuz gecelere merhaba demek durumunda kalabilirsiniz. 

0-5 yaş grubunda çok daha fazla görülen çocuklardaki uyku problemleri ve çözüm yollarını Hisar Intercontinental Hospital Çocuk ve Ergen Uzman Psikoloğu Özge Özkan’a sorduk…

Çocuğum günde kaç saat uyumalı?
Bebekler büyüdükçe daha az uyumaya başlarlar. Yeni doğmuş bir bebek 3-4 saatte bir sadece beslenmek için uyanır. Bir aylık bebekler 16-17 saat, 3-4 aylık bebekler yaklaşık 15 saat, 6 aylık bebekler 14 saat, 10 aylık bebekler 10-12 saat v.b. uyurlar.10-12 aylık çocuklar günde 2 kere gündüz uykusu uyurlar. 18 aylıktan itibaren gündüz uykuları 1 kereye inebilir. Anne sütüyle beslenen bebekler geceleri daha sık uyanırlar, her 2-3 saatte bir beslenme ihtiyacı duyarlar çünkü anne sütünü sindirmek hazır mamaya göre daha kolaydır. Bir süre sonra uykuyla emzirilme arasında ilişki kurarlar.

Uyumadan önce biberonla mama verelim mi?
Uyumaları için mamayla beslenen veya emzirilen çocukların çoğunlukla gece beslenmeye ihtiyaçları yoktur. 3 aylıktan büyük çocuklar gün içinde tüm gıda gereksinimlerini karşılarlar. Uyku ile beslenme arasındaki çağrışımı engellemek için çocuğunuzu yatırmadan 30-60 dakika önce yatak odasının dışındaki bir bölümde besleyin. Uyumadan önce biberonla mama vermeyi veya emzirmeyi aşamalı olarak azaltın. Biberonla besliyorsanız sütün gramajını her gece biraz daha azaltın. Emziriyorsanız bebeğinizi beslediğiniz süreyi her gece 1 dakika azaltın. 

Uyandığında veya uyuyamadığında ne yapmalıyım?
Bebeğiniz uyanır veya hemen uykuya dalmazsa ağlamasına izin verin. Onu kucağınıza almadan her 15 dakikada bir yanına gidip kontrol edebilirsiniz. Bir süre sonra ağlaması kesilebilir. Bebeğinizin gece uyanması normaldir. Belli bir sebebin olması gerekmez. Sorun bebeğinizin kendisini sakinleştirerek yeniden uyumasıdır. Bebeğinizin tekrar uykuya dalmasını sağlayacak koşulları yaratmaya çalışın. 

Neler çocuğumun uykuya dalmasını önler?
Genellikle fazla heyecan, ağır bir yemek veya yatmadan önce ebeveynleri veya kardeşleriyle fazla ölçüde oynaşmak çocuğunuzun uykuya dalmasına engel olur.

Çocuğum uyurken neden yatağından çıkmaya çalışıyor? 
Bu gibi çocuklar yataklarında kendilerini sıkışık hissettikleri için gece yarısı yataklarından kalkarlar. Bu gibi çocukların çocuk karyolalarından alınarak normal yansız karyolalarda yatırılmaları yararlı olacaktır. Bu şekilde kendilerini daha özgür hissedecekler ve yataktan kalkma adetleri azalacaktır.

Bu Önerileri Dikkate Alın!
• Kimi bebeklerin gaz problemleri uyku sorunları yaratabilir, bunun geçici olduğunu uzun süreli olanlarda başta anne sütü ve diğer süt türevlerine, kimi durumlarda da başka yiyeceklerle ilgili alerjik reaksiyon olduğunu bilin. Bunun için çocuk doktorundan yardım isteyin. 
• Bebeğinizi ya da çocuğunuzu sürekli ten temasıyla uyutmayın, uykudan önce sevin, öpün, koklayın; fakat koyun koyuna aynı yatakta yatmayın. 
• Anne ve baba olarak aranızda çeşitli sebeplere dayalı (cinsel, iletişimsel, ailevi vd.) sorunlar var ise kuvvetle muhtemel bu çocukta da sorunlar yaratacaktır. Öncelikle çift olarak aranızdaki sorunları yapıcı bir şekilde çözmeye çalışın.
• Uykuya dalmanın genelde çocuklar için çok da kolay bir şey olmadığını bilin. Çünkü uykuya dalma süreci çocuğunuzun tek başınalığını yoğun bir şekilde duyumsadığı zamandır. Ancak uykunun da gelişim için olmazsa olmaz olduğunu unutmayın. 
• Çocuğun kaygı ve korkularından etkilenmeyin; anlayış ve kabul gösterin ama siz de kaygılanmaya başlamayın. Bu zincirleme reaksiyon doğurur.
• Bebeğinizi o hoşlansa bile yüzüstü yatırmayın. Sırtüstü ve yan yatırın. Çünkü yapılan araştırmalarda yüzüstü yatan bebeklerde ani bebek ölümleri görülmüş ve sırtüstü veya yan yatan bebeklerde bu durum söz konusu olmamıştır. Amerikan Pediatri Akademisi ailelere bebekleri sırt üstü veya en doğrusu yan yatırmalarını önermektedir. Bebeğinizi yastıklarla destekleyerek yan yatarken de rahat uyumasını sağlayabilirsiniz. 

Çocuklarda terlemeye karşı önlemler



Bazı çocukların özellikle ellerinde aşırı derecede görülen terleme sorununun yarattığı kaygı öğrencilerde baskı oluşturup başarılarını gölgelemesine neden oluyor. 

Okul sınavlarında terlemeden dolayı nasıl kalem tutacağını düşünen öğrenciler için bu kaygının en üst düzeyde olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz…

Aşırı terleme ya da tıbbi adıyla hiperhidroz, pek çok kişiyi üzen ve sosyal yaşamı etkileyen kronik bir hastalık.

Sürekli alınlarında, koltuk altlarında, avuçlarında ve ayak tabanlarında terleme görülen kişiler, bu sebeple oluşan çeşitli cilt sorunlarından ya da rahatsız edici bir ter kokusu yüzünden kendilerini rahatsız hissederler.

Bazı kişiler belirli herhangi bir neden olmaksızın diğerlerinden daha fazla terler. Ancak bazı faktörler de aşırı terlemenize neden olabilir. Bunlar:

Kalıtım

Bazı insanların soyaçekim nedeni ile özellikle avuç içi ve ayak tabanları aşırı terleme eğilimi göstermektedirler. Bazı gıda ve içecekler. Sıcak içecekler ve kafein veya alkol içeren içecekler terlemenize neden olabilir. Baharatlı gıdaları tüketmek aynı etkiye neden olabilir.

Bazı ilaçlar

Ruhsal bozuklukların tedavisinde kullanılan bir kısım antidepresan ilaçlar, morfin ve aşırı dozda tiroit hormonu gibi ilaçlar aşırı terlemeye neden olabilmektedir. Aspirin benzeri ağrı kesiciler yüksek dozda kullanıldığında yoğun terlemeye neden olabilmektedir.

Menopoz

Menopoz dönemine giren kadınlarda östrojen seviyesinin düşmesine bağlı olarak ateş basması (vücut sıcaklığında yükselme ile beraber gözlenen terleme ve aşırı ateş) görülebilmektedir. Menopoz dönemindeki kadınların bir kısmı gece aşırı terleyerek uyanmakta ve daha sonra üşümektedir.

Çocuğunuz Havale Geçiriyorsa



Çocuğunuz küçükse her ateşlendiğinde sizi havale mi geçirecek korkusu sarabilir. İşin doğrusunu Hisar Intercontinental Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ece Şule Aslan’dan öğrendik. 

Çocuğum havale mi geçiriyor?

Daha çok 6 ay ile 6 yaş arasında mikrobik enfeksiyonlara bağlı ateş sırasında görülen ateşli havale, vücut ısısının yükselmesine bağlı olarak beyin sisteminin etkilenmesi sonucu bilinç kaybı ile birlikte ortaya çıkan bazı belirtilerle kendini gösterir. 

• Gözleri bir noktaya dikme, 
• Kasılma, 
• Ağzından köpük gelme, 
• Morarma, 
• İdrar ve dışkı kaçırma gibi bulgulardan hepsi veya birkaçı bir arada görülebilir. Bazı ailelerde ateşli havaleye yatkınlık olabilir. 

Çocuğunuz Havale Geçiriyorsa

• Panik yapmadan yatırın. 
• Kusarsa başını yana çevirin. 
• Ağzında bir besin varsa çıkarmaya çalışın.
• Havale sırasında çocuğunuzun solunum yollarını açık tutmaya çalışın. 
• Dişlerinin arasına kesinlikle bir şey sokmaya çalışmayın. Aralayabiliyorsanız eliniz dışında atkı, bez gibi yumuşak bir eşyayla ağzını aralayın. 
• Ateşini düşürmelisiniz. Bunun için vücudunu soyun. Ilık su ile soğutma uygulayın. 
• Parasetamol fitil/şurup kullanın. 
• Çocuğunuzu kesinlikle yalnız bırakmayın. 
• Havale durunca hemen doktorunuzu arayın ve önerilerine göre hareket edin. 
• Eğer havale uzarsa acil tıbbı yardım için en yakın sağlık kuruluşundan yardım isteyin. 

Çocuğunuz Uyumuyor mu?



Çocuklarda yaşanan uyku problemleri anne ve babaları en huzursuz eden konuların başında geliyor. 

Birçok ebeveyn, "Çocuğumu yatağına yatıramıyorum, tek başına yatmak istemiyor, korkuyor, sık sık uyanıyor, uykuda diş gıcırdatıyor."gibi şikâyetlerle hekime başvuruyor. Çocukta uyku sorununun pek çok nedeni olabildiğini ifade eden Üsküdar Üniversitesi Etiler Polikliniği Çocuk ergen Uzman Psikoloğu Aynur Sayım, yaşanan uyku problemlerinin fiziksel olduğu kadar duygusal kaynaklı da olabileceğini belirtiyor.

Anne-babanın, bebeğin ihtiyaçlarına duyarlı olmaları gerektiğine dikkat çeken Sayım, onları ihmal etmemeleri, korkular ya da anksiyete nedeniyle uyuyamayan çocukları anlamaları gerektiğini hatırlatıyor.

Doğumdan itibaren ilk yıl bebeğin bedensel gereksinimleri ve şikâyetleri, ortam ısısı, gürültü, annenin bebek ile kurduğu güven ilişkisi, ihtiyaçlarını karşılama biçimi, annenin psikolojisinin uykuyu etkileyebileceğine dikkat çeken Sayım, bu dönemlerde bebeklerin acıkıp, gaz çıkarabileceği gibi reflüsünün de olabileceğini ifade ediyor.

Uykunun bebek gelişimi açısından temel gereksinim olduğunu, her çocuğun uyku alışkanlıkları ve gereksinimlerinin farklılık gösterebileceğinin altını çizen Sayım, yeni doğan bir bebeğin günde 16-17 saat uyuyabilmekte olduğunu kaydediyor.

Çocuklar davranış diliyle konuşur
Uyku sorunlarının büyük kısmının ikinci yıldan itibaren göründüğünü sözlerine ekleyen Sayım söz konusu sorunları ise şu şekilde ifade ediyor.

Uykuya dalma sıklıkla zor olur. Sonraki dönemlerde de korkular, çocuğun anksiyetesinin yüksek olması, uyurgezerlik, diş gıcırdatma görülmeye başlar. Çocuklar davranış diliyle konuşurlar. Eğer bir sorun yaşıyorlarsa bunu, davranış sorunlarıyla ifade ederler. Uykuya dalmada zorluk ve uyku bölünmeleri, uykuda alt ıslatma, genellikle çocukta sorun alanının habercisidir.

Çocuk, anne-babadan ayrılıp odasına geçmek istemeyebilir. Çünkü ayrılacağı odada bir hareket, dinamizm vardır ya da çocuğun anne ve babasıyla aralarında yeterli iletişim yoktur. Anne-baba işten geç geliyordur veya çocuk, onlarla doyurucu bir ilişki yakalayamıyordu. Tüm bu nedenlerle iletişimi devam ettirme peşinde olan çocuk, yatağına gitmek istemez.

Anksiyete uyku kalitesini etkiliyor
Anne-baba arasında sorunlar, kavgalar veya anne-babanın psikolojik sorunları varsa, çocukla iyi, güven veren bir ilişki tarzları oluşmamışsa, çocuk, kardeş kıskançlığı yaşıyorsa, okul, öğrenme, uyum sorunları varsa, çocuğun anksiyetesi yükselir. Bu huzursuzluk, uyku kalitesine yansır. Korkuyorum diyebilir, anne-babaya yakın olmak isteyebilir, hele ki küçük kardeş anne-babanın odasında ve o ayrı odada yatıyorsa, o odaya gelme girişimi genellikle olacaktır.

Geçiş nesnesine bağlanmak normal karşılanmalı
Çocuk anneden ayrışmaya tahammül edemediği dönemde bu her çocukta değişken olmakla birlikte 2-3 yaş arası olur bir geçiş nesnesine bağlanabilir. Bu bir battaniye, annenin bir eşyası, yumuşak bir oyuncak olabilir. Bundan dolayı çocuğu yargılamamak, o eşyayı yok etmemek gerekir. Çünkü çocuğun gelişiminde bir anlamı vardır bu nesnenin. Bir sonraki döneme geçebilmesi için çocuk kendisine bir yol bulmuştur.

Sayım çocuklardaki uyku problemlerinin altında nörolojik sorunların da olabileceğine dikkat çekiyor. Bu durumlarda Sayım bir nörolog yardımının kaçınılmaz olduğunu ifade ediyor.

Uyurgezerlik ve uykuda konuşmanın çocuklarda görülen uyku sorunlarından olduğunu belirten Sayım bu problemlerin çocuk çok derin uykuda olduğu dönemde görüldüğünü söylüyor.

Sayım uyku sorunlarının çözümünde ailelere önemli uyarılarda bulunuyor.

Ailelere Öneriler Neler Olmalı?
 Bebeğin ihtiyaçlarına duyarlı olup, ihtiyaçlarını zamanında karşılayın, bebeği uykudan sık uyandırmayın, fazla uyaran vermeyin.
Uzman Psikoloğu Aynur Sayım
 Çocuğunuzla güven veren bir ilişki kurun. Ona bireyselleşmesi için destek olun, ona güvendiğinizi hissettirin, fazla korumayın, ama ihmal de etmeyin.
 Uyku öncesi ortamı sakinleştirin. Gürültü, hareketli ve eğlenceli bir ortam varsa, çocuk uyumak istemez.

 Çocuğunuza düzenli zaman ayırın ve onunla kaliteli, keyifli, etkileşim içeren paylaşımlarda bulunun. Oyun oynamak, aktivite yapmak gibi.
 Çocuğunuzu bu sorundan dolayı yargılamayın, cezalandırmayın, hele ki korkuları ve anksiyetesi nedeniyle uyuyamıyorsa, onu anlamaktan uzak bir yaklaşım, hem ilişkinizi bozacak, hem çocuğun sorunu daha da büyüyecektir.
 Onu anlamaya çalışın, dinleyin, rahatlatın.

 Disiplin sorunu var ise, davranış, puanlama çalışmaları yaparak, ödül odaklı ve kararlılık içeren bir sistem kullanabilirsiniz.
 Çocuğun yanında tartışmayın, birbirinizi eleştirmeyin, sürekli her yerde bu sorundan bahsetmeyin...
 Çocuğun uyumunda, dikkatinde, öğrenmesinde sorunlar varsa, alt ıslatıyorsa, agresif ya da içe kapanımı varsa, mutlaka bir uzman yardımı alın.

Çocuğu daha saldırgan yapıyor



Babasız büyümenin, çocukları saldırgan hale getirebileceği belirlendi.

Kanada'daki Mc Gill Üniversitesi'nden bilim adamları, babasız çocukların gelişiminin ne yönde etkilendiği sorusuna cevap aradı. Bilim adamları, babası olmayan farelerin sosyal davranışları ve beyni ile anne ve babayla büyüyenlerinkini karşılaştırdı.

Babasız farelerin beyninin sosyal kontrol ve bilişsel faaliyetlerde rol oynayan bölümünün işlevinde bozukluklar belirleyen bilim adamları, bu hayvanların sosyal davranışlarının anormal olduğunu, anne ve babalarıyla büyüyenlere göre daha saldırgan davranışlar gösterdiğini gördü.

ÖZELLİKLE KIZ ÇOCUKLARINI DAHA ÇOK ETKİLİYOR

Bilim adamları ayrıca, babasız büyüyen dişi farelerin, merkezi sinir sisteminde uyarıcı etkiye sahip amfetamin maddesine daha duyarlı hale geldiğini vurguladı.

Araştırmaya imza atanlardan Gabriella Gobbi, çalışma fareler üzerinde yapılsa da sonuçların insanlar için de geçerli olduğuna dikkati çekti.
Bilim adamları, babasız büyüyen çocukların yetişkin olduklarında daha anormal ve saldırgan davranışlar gösterebileceğini, özellikle kız çocuklarının uyuşturucu ve alkole yönelebileceğini belirtti.

AŞIRI KİLO SORUNU DA OLABİLİR

Araştırmanın sonuçları "Cerebral Cortex" dergisinde yayımlandı.

Daha önce yapılan araştırmalar, annesiz büyüyen çocukların gelişiminin etkilendiğini, bu çocuklarda güven eksikliğinin yanı sıra aşırı kilo sorunlarının da görülebileceğini göstermişti.

Anne ile bebek Ten Tene Temas etmeli



En modern kuvöz bile bebeğe, anne göğsünde olmak kadar “yoğun bir bakım” sağlamıyor. Güney Amerika’da geliştirilen, “skin-to-skin care” (ten tene temas ile bakım) ya da diğer adıyla kanguru bakımı anne ve bebek arasında sağlıklı sürecin kurulmasına olanak veriyor.

İstanbul Doğum Akademisi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Hakan Çoker TTT (ten tene temas) ile ilgili verdiği bilgilerde Prematür bebeklerin yoğun bakım servislerindeki bakımını iyileştirmek için Güney Amerika’da geliştirilen Ten Tene Temas (TTT) bakımının aslında doğal bir süreç olduğuna dikkat çekiyor.

Hakan Çoker konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede; “Hastanelerde alışılageldiği gibi bebeğin doğar doğmaz kordonunun kesildiği ve başka bir odaya götürüldüğü uygulamalardan farklı olarak, basitçe bebeğin çıplak olarak annenin çıplak göğsüne yerleştirilmesi, kuru ve sıcak tutmak için battaniye ile örtülmesidir. İdeal olarak Ten Tene Temas’ın doğumdan hemen sonra veya kısa bir süre sonra başlaması ve bebeğin ilk emzirilmesi bitene kadar kesintisiz olarak anne göğsünde kalması gerekmektedir. Bebeği annenin elbisesi veya bir havlu üstüne koymak, giyinik ya da bir beze sarılmış haldeki bebeği anneye vermek ya da sadece yanak yanağa birkaç saniyeliğine anneyle bebeği buluşturma Ten Tene Temas değildir” dedi.

Dr. Keith Moore ve ekibi tarafından 2012 yılında yayınlanan 34 randomize kontrollü çalışmaya göre 3. ve 6. ayda sadece anne sütü ile beslenme oranının TTT yapılan bebeklerde 2 kat fazla olduğu tespit ediliyor. Çalışmada, TTT yöntemi uygulanan annenin, üçüncü günde meme ağrısının daha az olduğu ve üçüncü günde daha az endişe yaşadığı, bebeğin, ilk emzirmede daha etkili emdiği, 12 kat daha az ağladığı, kalp atışı, solunum ve vücut ısısının daha sabit olduğu ve kan şekerinde anlamlı bir yükseklik olduğunu sonuçları yer alıyor. 
Kadın Hastalıkları ve 
Doğum Uzmanı 
Hakan Çoker

Doğumhanelerin ve ameliyathanelerin TTT'yi rutin bir uygulama haline getirmeleri yeni nesillerin sağlığı için önemli...

Dünya Sağlık Örgütü’nün 2003 yılından beri bebeğin kilosu, gebelik haftası, doğum şekli, klinik durumu ne olursa olsun tüm yeni doğanlar için TTT bakımı önerdiğine değinen Dr. Hakan Çoker, ailelerin bugün kendileri için TTT'yi talep etmeleri gerektiğini, en kısa zamanda doğumhanelerin ve ameliyathanelerin TTT'yi rutin bir uygulama haline getirmelerinin yeni nesillerin sağlığı için şart olduğunu belirtiyor. 

İstanbul Doğum Akademisi bünyesinde verilen doğuma hazırlık kurslarında konuyu sık sık gündeme getiren Hakan Çoker anne ve baba adaylarına; “Doktorunuzdan veya ebenizden doğumdan hemen sonra, tıbbi acil bir sorun yoksa bebeğinizin doğrudan kucağınıza verilmesini ve ilk kontrollerinin de orada yapılmasını talep edin. Bakım adı altında başka bir odaya götürülmesi yerine mümkün olan en uzun süre kendi göğsünüzde kalmasını ve ilk emzirmenin de orada gerçekleşmesini isteyin ” tavsiyelerinde bulunuyor Bu yapıldığında bebeğin kendiliğinden memeyi bulduğunu ve emmeye başladığını söyleyen Çoker, “ Yeter ki talep edin ve bebeğinize bu yeteneğini göstermesi için fırsat ve süre tanıyın” dedi.