kadın sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kadın sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ekim 2016 Perşembe

Anne Adayları İçin Sağlıklı Yemeğin Püf Noktaları



İlki diyabetlilerle gerçekleştirilen Lezzetli & Sağlıklı Diyet Atölyesi’nin ikincisi Bayındırİçerenköy Hastanesi’nde hamilelerle gerçekleştirildi. Anne adaylarının katılımıyla gerçekleştirilen etkinlikte aşçı ve diyetisyen eşliğinde hamilelere yönelik sağlıklı yemeğin püf noktaları anlatıldı.

• Gebelikdöneminde vücudumuzun artan en önemli besin öğesi ihtiyaçları demir, kalsiyum,folik asit, B12 vitamini ve sudur. Doktorunuzun önerdiği besin desteğitabletlerin yanı sıra bunları içeren besinlerin tüketimi de önemlidir.

• Demir;et, yumurta, tavuk, balık, yeşil yapraklı sebzeler, kurubaklagiller, kurumeyvelerde bulunur. Demir emilimini arttırmak için bu yiyecekler ile birlikte Cvitamininden zengin olan taze sıkılmış portakal suyu ile birlikte tüketmek iyibir tercihtir. Özellikle turunçgiller, sebze ve meyveler C vitaminindenzengindir. Çay, kahve ise demir emilimini azaltacağından önerilmez.

• Gebeliksüresince kemik yapısını oluşturan kalsiyumun yeterli miktarda alınması,bebeğin iskelet yapısını geliştirdiği gibi, annenin de kemik kütlesinikorumasına yardımcı olur. Eğer gebelik sürecinde yeterli kalsiyumalabilirseniz, ileride oluşabilecek osteoporoza karşı da kendinizi korumuşolursunuz. Süt, yoğurt, peynir, pekmez, fındık, kuru baklagiller ve yeşilyapraklı sebzeler zengin kalsiyum kaynaklarıdır.

• Folik asitin kaynakları; koyu yeşil yapraklı sebzeler, kurubaklagiller, et, süt,yoğurt ve türevleri, yumurta ve tahıllar olarak sıralanabilir. Folik asitinyetersiz alımı ile düşük doğum ağırlıklı bebekler, nöral tüp defektleri veannede megaloblastik anemi oluşabilir. Gebelikte folik asit ihtiyacı belirginşekilde artar ve günlük ihtiyaç iki katına çıkar. Anne adaylarının gebekalmadan 3 ay önce folik asit tabletleri kullanımına başlaması önerilmektedir.

• Gebelik sırasında DNA sentezinin yapılabilmesi için B 12 vitaminine ihtiyaç vardır. Buvitamin süt, yoğurt, yumurta, peynir ve et gibi hayvansal kaynaklı besinlerdebulunur.

• Gebelikte bol su tüketimi hem anne hem bebek açısından çok faydalıdır. Anne adayı gündeyaklaşık 2 - 3 litre kadar su içmelidir.Bu yaklaşık olarak 10-12 bardak civarındadır. Yanınızda pet şişe taşırsanız güniçerisinde hiç farketmeden bol milktarda su içtiğinizi görebilirsiniz. 

• Omega3 yağ asitleri anne karnındaki bebeğin beyin oluşumu ve gelişimi, görmeyisağlayan retinanın gelişimi, sinir sisteminin gelişimi aşamalarında önemli roloynar. Omega 3 ler açısından en zengin besin maddeleri balıklardır. Ceviz vesemizotu da omega 3 içerir. Balık tüketemiyorsanız doktor ve diyetisyeninizinönerdiği balık hapı tabletlerini kullanabilirsiniz.

• Gebeliktekabızlık sorunu yaşıyorsanız; posa içeriği yüksek olan (lifli ekmek, bulgur,kepekli makarna, esmer pirinç, yulaf ezmesi gibi) tam tahıllı besinleri, sebzeve meyveleri tüketmelisiniz. Kefir gibi probiyotik ürünler, bol su, düzenliegzersiz de kabızlık şikayetlerini önemli ölçüde azaltır.

• Anne adaylarının birçoğu özellikle gebeliğin ilk aylarında sabah bulantısı sorunuylakarşı karşıya kalır. Hormonal değişikliklerin bu bulantılara sebep olduğubilinmektedir. 

Bulantılarınızı azaltmak için;sabah yataktan kalkmadan önce, kraker veya sade kızarmış ekmek gibi nişastalıbesinleri tüketin. Yataktan yavaşça kalkmaya çalışın, midenizin boş kalmasınıengellemek için gün içinde azar azar ve sık sık yiyin. Yağ içeriği yüksekbesinlerden kaçının.

• 5. gebelik ayından sonra özellikle büyüyenrahim, mideye mekanik baskı yaparak yanma şikayetlerini artırır. Son 3 aydadaha da çok rahatsızlık verici olur. Şikayetinizi azaltmak için öncelikle azaz, sık sık çok iyi çiğneyerek yemeye özen göstermelisiniz. Baharatlı, aşırıyağlı, kızartma yemekler salam, sucuk gibi tam pişmemiş baharatlı etleri, gazlıiçecekleri tüketmemelisiniz. Aşırı kilo almak da mide yanmasını artırıcı birfaktör olur. Sigara, alkol, kahve ve çikolata mide yanması şikayetini artırır.Geç saatlerde yemek yemeyiniz. 

• Çay,kahve, asitli içecekler yüksek kafein içeriğinden dolayı önerilmez. Çünkükafein bebeğin de kanına geçer. Alınan orta düzeyde kafein anne adayındaçarpıntı ve benzeri yakınmalar yaratmasa da bebeğin kalp atımlarında vesolunumunda (bebek daha doğmadan da anne karnında solunum hareketleri yapar)belirgin artışa neden olabilir. Kafein bir idrar söktürücüdür. Hamileliksırasında fazla miktarda alınımı sıvı ve kalsiyum kaybı ile dehidratasyona yolaçabilir. Özellikle yemeklerden hemen sonra alındığında barsaklardan demiremilimini %40 oranında azaltır ve bu demir gereksiniminizin çok yüksek olduğuhamilelik döneminde oldukça önemlidir.

• Gebeliksürecinde normalde alınması gereken kilo 9-12 kilo kadardır. Hamileliğinbaşında zayıf olan anneler biraz daha fazla 15-17 kilo kadar alabilirler.Hamileliğin başında aşırı kilolu olan annelere de fazla kilo almaları önerilmezve genellikle 7-8 kilo almaları yeterli kabul edilir. Kilo kontrolünüzü sağlayabilmek ve aynı zamanda doğru beslenme tercihleri yapabilmek için diyetisyene danışılmalı.

Çocuğum altını ıslatıyor, şimdi ne yapacağım?



Çocuğunuz geceleri altını ıslatıyor, bunu uzun süredir yapıyor ve en önemlisi buna engel olamıyorsa lütfen bu yazıyı dikkatlice okuyun.

Özelikle 2 yaş üstü çocuklarda görülen gece altını ıslatma problemini, tedavisini ve ailelere düşen görevleri Hisar Intercontinental Hospital Üroloji Uzmanı Op. Dr. Basri Çakıroğlu’yla konuştuk.

Çocuğumun Altını Islatma Problemi Var Diyebilmeniz İçin…
Çocukların çoğu 2–4 yaş arasında idrarlarını hem gece hem de gündüz tutmayı başarırlar. İdrar kontrolü sinir sisteminin gelişmesiyle paralel olur. Bebeklik döneminde işeme tamamen refleksle oluşur. Üç yaşındaki çocukların %40'ı altını ıslattığı halde bu oran 5 yaşında %15'e, 10 yaşında %10'a düşer. Çocuğunuz 5 yaşını doldurmuş olmasına rağmen ayda iki kereden fazla idrar kaçırıyorsa altını ıslatma problemi olabilir.

Çocuklar neden altını ıslatır?
Gece altını ıslatan çocukların büyük bir bölümü (%90-95'i) fizyolojik altını ıslatma grubunda toplanır. Bu çocuklar;
• Gece uykuda mesane doluluğunu hissetmeleri yetersiz,
• Mesane kapasiteleri küçük,
• Uyku derinlikleri fazla çocuklardır. Bu çocuklarda geceleri gündüze oranla idrar çıkışı %50 daha azdır.

Alt Islatma Genetiktir!
Alt ıslatma büyük oranda genetik yatkınlığa dayanır. Anne ve babadan birinde altını ıslatma öyküsü varsa çocukta % 43, ikisinde birden varsa %77, her ikisinde de yok; yakınlarında varsa (dayı, amca, teyze, hala) %15 oranda altını ıslatma sorunu yaşanır. Aile öyküsü olan olgular iyileşme zamanı bakımından ailelerine benzer bir seyir göstermektedirler.

Alt Islatma Bazı Hastalıkların Habercisi Olabilir!
Altını ıslatan çocukların %2-3'ünden şeker, böbrek ve mesane hastalıkları saptanır. Olguların %5-10'unda ise altını ıslatmaya sık ve acil idrar yapma ihtiyacı gibi yakınmalar eşlik eder. Bu çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu, idrarda bakteri, kabızlık ve bazen besin alerjisi görülür. Ayrıca son yıllarda halk arasında "geniz eti" olarak bilinen adenoid vejetasyonlu çocuklarda yüksek oranda altını ıslatma görüldüğü ve ameliyat sonrası yakınmalarının geçtiği üzerinde durulmaktadır.

Çocuğum altını ıslatıyor, şimdi ne yapacağım?
Öncelikle bu çocuklara yanlış tutumların çok daha fazla zarar verdiğini unutmayın! Bunların içinde en tehlikelisi "Altına yapan kızını sobaya oturttu" gibi haber başlıklarına konu olan cinsel bölgelere yönelik cezalandırma girişimleridir. Bu tür tutumlar, çocuklar üzerinde etkisi ömür boyu sürecek izler bırakır. Altını ıslatan çocukların diş çıkarma, konuşma gecikmesi gibi fizyolojik bir gelişme gecikmesi yaşadığı ve ailenin temel görevinin çocuğun benlik saygısı zedelenmeden bu sorunu atlatmasını sağlamak olduğu unutulmamalıdır. Altını ıslatan çocukların en geç 6 yaşında konuyla ilgilenen bir uzman tarafından değerlendirilmesi ve gerekli incelemeler yapıldıktan sonra bir tedavi planı yapılması gerekir. Altını ıslatma yakınması ile hekime getirilen çocuklar gündüz altına kaçırma, zor idrar yapma, kabızlık, zor ve acil idrar yapma, çok idrar yapma, kafa travması geçirme, idrarla birlikte kaka kaçırma, horlama ve gece ağızdan nefes alma gibi organik faktörlerin varlığı bakımından incelenir. Elde edilen bilgiler ve genel muayene sonuçlarına göre idrar incelemesinden, mesane filmlerine uzanan bir dizi tetkik yapılır. Altını ıslatan çocukların %97'sinde fiziksel bir neden yoktur, ayrıntılı bir öykü çoğu zaman fizyolojik altını ıslatmanın olup olmadığı konusunda bilgi verir. Bu noktada altını ıslatan çocukta "küçük mesane" ya da uykudan uyanamama sorunu mu olduğunun aydınlatılması önemlidir. Bunun için;
• Ayrıntılı bir hastalık öyküsü alınıp sorgulama yapılması,
• İşeme-dışkılama çizelgesi tutulması,
• Genişletilmiş fiziksel muayene,
• Tam idrar tahlili yapılması genellikle yeterlidir.
Bu basamaklardan sonra, hastalığın “saf primer gece yatak ıslatma” problemi olduğuna karar verilirse, tedavi aşamasına geçilir. Eğer, hadisenin daha kompleks ve etraflı bir problem olduğuna karar verilirse, ileri tanı yöntemlerine başvurularak daha ayrıntılı tetkikler uygulanır. Altını ıslatan çocuklara genel olarak 7–8 yaşına geldiğinde tedavi için girişimlerde bulunulması önerilir. Bu girişimlerin başında çocuğun kendisinin ya da ailesinin gece uyanmasına dönük programlar gelir. Ailenin çocuğu gece uyandırıp tuvalete gitmesini sağlayan program uygulanır. Bu program %90 oranında başarı sağlar.

Çocuğunuzun Alt Islatma Problemini Aşması İçin…
• Gece kalkıp tuvalete gitmeyi bir hedef olarak kesinleştirin.
• Tuvalete ulaşmasını kolaylaştırın.
• Çocuğun kuru kalma sorumluluğunu üstüne almasına yardım edin.
• Yatmadan önceki 2 saat boyunca fazla sıvı almasından kaçının.
• Kesinlikle kafein içeren içecekler vermeyin.
• Yatırmadan önce mutlaka tuvalete götürün.
• Gece tuvalete kalkma motivasyonunu olumsuz yönde etkileyeceği için kuru kalması amacıyla bez bağlamayın.
• Sabah temizliğine çocuğunuzun katılımını sağlayın.
• Çocuğunuzun hangi günler kuru kaldığını bir kart üzerine işleyin.
• Çocuğunuzu en az ayda bir kontrol ettirin.

Uykusuz Anneler Kulübüne Merhaba!



Gözünden uyku aktığı halde uyumayan, uyku kelimesine bile dayanamayan bir çocuğunuz varsa bir an önce harekete geçmeniz gerekiyor. Çünkü harekete geçmezseniz uykuya elveda uykusuz gecelere merhaba demek durumunda kalabilirsiniz. 

0-5 yaş grubunda çok daha fazla görülen çocuklardaki uyku problemleri ve çözüm yollarını Hisar Intercontinental Hospital Çocuk ve Ergen Uzman Psikoloğu Özge Özkan’a sorduk…

Çocuğum günde kaç saat uyumalı?
Bebekler büyüdükçe daha az uyumaya başlarlar. Yeni doğmuş bir bebek 3-4 saatte bir sadece beslenmek için uyanır. Bir aylık bebekler 16-17 saat, 3-4 aylık bebekler yaklaşık 15 saat, 6 aylık bebekler 14 saat, 10 aylık bebekler 10-12 saat v.b. uyurlar.10-12 aylık çocuklar günde 2 kere gündüz uykusu uyurlar. 18 aylıktan itibaren gündüz uykuları 1 kereye inebilir. Anne sütüyle beslenen bebekler geceleri daha sık uyanırlar, her 2-3 saatte bir beslenme ihtiyacı duyarlar çünkü anne sütünü sindirmek hazır mamaya göre daha kolaydır. Bir süre sonra uykuyla emzirilme arasında ilişki kurarlar.

Uyumadan önce biberonla mama verelim mi?
Uyumaları için mamayla beslenen veya emzirilen çocukların çoğunlukla gece beslenmeye ihtiyaçları yoktur. 3 aylıktan büyük çocuklar gün içinde tüm gıda gereksinimlerini karşılarlar. Uyku ile beslenme arasındaki çağrışımı engellemek için çocuğunuzu yatırmadan 30-60 dakika önce yatak odasının dışındaki bir bölümde besleyin. Uyumadan önce biberonla mama vermeyi veya emzirmeyi aşamalı olarak azaltın. Biberonla besliyorsanız sütün gramajını her gece biraz daha azaltın. Emziriyorsanız bebeğinizi beslediğiniz süreyi her gece 1 dakika azaltın. 

Uyandığında veya uyuyamadığında ne yapmalıyım?
Bebeğiniz uyanır veya hemen uykuya dalmazsa ağlamasına izin verin. Onu kucağınıza almadan her 15 dakikada bir yanına gidip kontrol edebilirsiniz. Bir süre sonra ağlaması kesilebilir. Bebeğinizin gece uyanması normaldir. Belli bir sebebin olması gerekmez. Sorun bebeğinizin kendisini sakinleştirerek yeniden uyumasıdır. Bebeğinizin tekrar uykuya dalmasını sağlayacak koşulları yaratmaya çalışın. 

Neler çocuğumun uykuya dalmasını önler?
Genellikle fazla heyecan, ağır bir yemek veya yatmadan önce ebeveynleri veya kardeşleriyle fazla ölçüde oynaşmak çocuğunuzun uykuya dalmasına engel olur.

Çocuğum uyurken neden yatağından çıkmaya çalışıyor? 
Bu gibi çocuklar yataklarında kendilerini sıkışık hissettikleri için gece yarısı yataklarından kalkarlar. Bu gibi çocukların çocuk karyolalarından alınarak normal yansız karyolalarda yatırılmaları yararlı olacaktır. Bu şekilde kendilerini daha özgür hissedecekler ve yataktan kalkma adetleri azalacaktır.

Bu Önerileri Dikkate Alın!
• Kimi bebeklerin gaz problemleri uyku sorunları yaratabilir, bunun geçici olduğunu uzun süreli olanlarda başta anne sütü ve diğer süt türevlerine, kimi durumlarda da başka yiyeceklerle ilgili alerjik reaksiyon olduğunu bilin. Bunun için çocuk doktorundan yardım isteyin. 
• Bebeğinizi ya da çocuğunuzu sürekli ten temasıyla uyutmayın, uykudan önce sevin, öpün, koklayın; fakat koyun koyuna aynı yatakta yatmayın. 
• Anne ve baba olarak aranızda çeşitli sebeplere dayalı (cinsel, iletişimsel, ailevi vd.) sorunlar var ise kuvvetle muhtemel bu çocukta da sorunlar yaratacaktır. Öncelikle çift olarak aranızdaki sorunları yapıcı bir şekilde çözmeye çalışın.
• Uykuya dalmanın genelde çocuklar için çok da kolay bir şey olmadığını bilin. Çünkü uykuya dalma süreci çocuğunuzun tek başınalığını yoğun bir şekilde duyumsadığı zamandır. Ancak uykunun da gelişim için olmazsa olmaz olduğunu unutmayın. 
• Çocuğun kaygı ve korkularından etkilenmeyin; anlayış ve kabul gösterin ama siz de kaygılanmaya başlamayın. Bu zincirleme reaksiyon doğurur.
• Bebeğinizi o hoşlansa bile yüzüstü yatırmayın. Sırtüstü ve yan yatırın. Çünkü yapılan araştırmalarda yüzüstü yatan bebeklerde ani bebek ölümleri görülmüş ve sırtüstü veya yan yatan bebeklerde bu durum söz konusu olmamıştır. Amerikan Pediatri Akademisi ailelere bebekleri sırt üstü veya en doğrusu yan yatırmalarını önermektedir. Bebeğinizi yastıklarla destekleyerek yan yatarken de rahat uyumasını sağlayabilirsiniz. 

28 Nisan 2016 Perşembe

miyom nedir ve nedenleri

miyom nedir ve nedenleri


Miyomlar kanser riski taşımayan (iyi huylu) ve adet gören kadınların rahminde veya rahim ağzında gelişen tümörlerdir. Miyomun diğer bir adı da fibroid tümördür. İç üreme organlarının bulunduğu pelvis bölgede en sık rastlanan tümör türüdür. 

Aşağı yukarı her beş kadından birinde çocuk doğurma çağındayken miyom oluştuğu saptanmıştır. Genellikle 30 yaş üstü kadınlarda görülmesine karşın nadir de olsa 20 yaş altındaki genç kadınlarda da miyoma rastlanabilir. Kesin nedeni bilinmemekle birlikte genetik, hormonal ve çevresel faktörlerin bir araya gelerek miyom oluşmasında rol oynadıkları düşünülmektedir.