Gebelikten korunma aylık iğne zararları, doğum kontrol iğnelerinin zararları nelerdir, hamilelikten korunma iğnelerinin zararları, hamilelikten korunma iğnesinin zararları nelerdir, gebelikten korunma iğnelerinin yan etkileri, hamilelikten korunma iğnesi yan etkileri nelerdir sizler için araştırdık. Son dönemlerde kullanılabilirliği kolay olan doğum kontrol iğnelerinin hem olumlu hem de olumsuz bir takım etkileri mevcuttur. Bu makalemizde sizlere doğum kontrol iğnelerinin yan etkilerinden, zararlarından bahsedeceğiz.
Tüm doğum kontrol yöntemlerinin bir takım olumlu ve olumsuz etkileri bulunmaktadır. Bu sebeple hangi yöntem kullanılacak olursa olsun mutlaka bir uzman önerisi alınmalıdır. Hem aylık hem de üç aylık olan korunma iğneleri adet kanamasının başladığı ilk gün de sayılarak beş gün içerisinde uygulandığı taktirde etkisini gösterir. Peki nedir, doğum kontrol yöntemlerinden olan aylık ve üç aylık iğnelerin zararları?
Gebelikten korunma iğneleri bazı bayanlarda adet düzensizliği, şeker hastalığı, karaciğer bozukluğu, tansiyon yüksekliği, damar tıkanıklığı, ayaklarda ağrı ve şişlik, bacaklarda kızarıklık gibi bir takım olumsuz etkilere yol açabiliyor. Gebelikten korunma iğneleri yan etkileri arasında bulantı, kusma, şiddetli baş ağrısı yer almaktadır. Bu tür şikayetler çıkıyorsa doğum kontrol iğneleri kesinlikle kullanılmamalıdır.
Gebelikten korunma yöntemi prezervatif, prezervatif ile hamilelikten korunma, doğum kontrol yöntemi prezervatif, gebelikten korunma prezervatif, prezervatif nasıl takılır, prezervatif ne zaman takılmalı, prezervatif nasıl korunma sağlar, gebelikten korunma için prezervatif kullanımı ve prezervatif kullanımı hakkında merak edilenleri sizlerle paylaştık. Doğum kontrol yöntemleri arasında birçok eşin tercih ettiği bir ürün olan prezervatif, istenmeyen gebelikleri önlemede birebirdir.
Gebelikten korunmak için kullanılacak bir doğum kontrol yöntemlerinden birisi olan prezervatif, ya da diğer adıyla kondom, erkekler tarafından kullanılmak için geliştirilmiş özel bir lastikten yapılan ince ve esnek bir kılıftır. Cinsel birleşme esnasında meninin kadın vajinasına girmesini engeller böylece spermler rahime girmediği için gebelikten korunma sağlanır.
Günümüzde kullanılan gebelikten korunma yöntemleri arasında en sık tercih edilen ve en etkili korunma yöntemidir. kesinlikle hiçbir şekilde kadının organına değdirilmeden önce erkek tarafından takılmalıdır. Boşalma gerçekleştiği zaman da, erkeklik organı gevşemeden çıkartılmalıdır. Gebelikten korunmak için kullanılan prezervatif aynı zamanda cinsel yolla bulaşan hastalıkların da önlenmesini sağlar. HIV/AIDS, HEPATİT-B, FRENGİ, BEL SOĞUKLUĞU, KLAMİDYA gibi cinsel yolla bulaşan hastalıklar doğum kontrol yöntemlerinden birisi olan prezervatif ile %100 korunma sağlar. Hiçbir yan etkisi de bulunmayan prezervatif güvenle gebe kalmamak için kullanılan bir üründür.
Gebelik düşünmeyen birçok kadının hamile kalmamak için kullandığı doğum yöntemleri başında elen doğum kontrol hapı hakkında bilinmesi gereken her şeyi Acıbadem Levent Tıp Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Nur Beştay anlattı.
Doğum kontrol yöntemleri arasında en yaygını olan doğum kontrol hapıdır. Eğer doğum kontrol hapı bilinçli bir şekilde kullanılırsa hiçbir soruna sebebiyet vermez, bırakılmasının üzerinden kısa bir süre sonra geçmesinin ardından hemen kalınmasını sağlar. Acıbadem Levent Tıp Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Nur Beştay, doğum kontrol hapının kullanımı hakkında merak edilen birçok sorunun yanıtına açıklamalarında yer verdi.sunwomens.blogspot İşte doğum kontrol hapı ile ilgili bilinmesi gerekenler;
Kimler doğum kontrol hapı kullanabilir, kimler kullanamaz?
Damar tıkanıklığı varlığı ya da öyküsü olanlar, damar tutulumlu şeker hastaları, ciddi karaciğer hastalığı, meme veya genital organlara ait habis tümörler, ciddi migren öyküsü, karaciğer iyi ya da kötü huylu tümör varlığı veya öyküsü, ailevi kan lipid yüksekliği olanlar ile bilinen gebelik ya da gebelik şüphesi taşıyanlar oral konraseptifler kullanamaz.
Doğum kontrol haplarının, kalp damar hastalıklarında, koroner damar dediğimiz kalp damarlarının hastalıklarında, iskemik kalp hastalıklarında kullanılması da sakıncalıdır. Ayrıca sebebi bilinmeyen kanamalarda doğum kontrol haplarının kullanımı uygun değildir. Bilinen ya da şüphe edilen meme kanserinde kullanılmaz.
İlacın içeriğindeki herhangi bir maddeye karşı duyarlılığı olduğu bilinen kişilerde de ilacın kullanılması sakıncalıdır. 35 yaş üzeri sigara bağımlılarında da pıhtılaşma artışı oluşturma riski nedeniyle kullanımı sakıncalıdır.
Doğum kontrol haplarının organlara zararları neler? Migrenin şiddetlenmesine yol açtığı, karaciğeri olumsuz etkilediği, damar tıkanıklığına yol açtığı doğru mu?
Organlara direkt zararlı etkilerinden ziyade, dolaylı olarak oluşturabilecekleri sağlık problem risklerinden söz etmek mümkündür. İçeriğindeki östrojen hormonu nedeniyle, kanın pıhtılaşma eğilimini artırmaları, en korkulan yan etkilerinden biridir. Günümüzde kullanılan düşük doz ilaçlar nedeniyle, bu risk çok düşük seviyelere indirildi.
Karaciğer enzimleri yoluyla yıkıldıklarından, karaciğer hastalığı varlığında kullanılmazlar. İçerikleri nedeniyle migren ağrılarını tetikleyebilir veya bazı kişilerde var olan migreni daha da şiddetlendirebilir. Orak hücreli anemi hastalığı olanlarda zaten var olan damar tıkanma riskini daha da artırabileceğinden kullanılması sakıncalıdır.
Doğum kontrol hapları kilo almaya yol açar mı?
Son dönem kullanılan düşük doz içerikli doğum kontrol haplarında bu etki çok azdır. Kullanım sırasında ilk birkaç ay kişinin bunu test etmesi için yeterlidir.
Doğum kontrol haplarının yan etkileri neler?
Damar tıkanıklığı gelişme riskinde artış,
Bulantı, kusma,
Baş ağrısı,
Yüksek tansiyon ortaya çıkması,
Lekelenme tarzında kanamalar,
Adetlerin miktar olarak çok azalması ya da hiç olmaması,
Depresyon,
Libido azalması,
Kilo almak ya da vermek,
Karaciğer enzimlerinde değişim,
Vajinal mantar enfeksiyonu gelişimi,
Yüzde lekelenme olması,
Yüzde sivilce ya da tüylenme,
Karaciğerde selim tümör gelişimi, oluşabilecek yan etkilerdendir.
Bunlardan herhangi birinin oluşumunda mutlaka doktora başvurulmalıdır.
Doğum kontrol hapını doğru kullanma şekli nedir?
Doğum kontrol hapları 21 (monofazik) ya da 28 veya 24 (multifazik) günlük paketler halinde olabilir. Mutlaka düzenli olarak, doktorunuz tarafından tarif edildiği şekilde kullanmalısınız. Düzensiz kullanılması halinde, adet dışı kanamalar olabilmekle birlikte, koruyuculuk yönünden de güvenilirliği azalır.
Monofazik, yani içinde 21 adet hap bulunan ilaçlarda, sadece ilk kez hap kullanmaya başlanacaksa, kutudaki ilk hap adetin ilk 5 günü içinde alınmaya başlanır. Her gün 1 hap içilir. Tüm kutudaki haplar bitince, 7 gün ara verilip 8. gün yeni kutuya başlanır. Bu yedi günlük arada adet kanaması başlar. Kanama devam ediyor olsa bile 8. gün yeni kutuya geçilmelidir.
Eğer multifazik hap ise, üzerinde 1. gün yazan ilaçtan kullanmaya başlanır ve devam edilir. İlaç kullanmaya başlanılan ilk 3 ayda, ilacı kullandığınız zamanda lekelenme şeklinde kanamalar olabilir. Kısmen beklenen bir durumdur. Nadiren ilacın içeriğindeki doza bağlı olabilir ve değiştirilmesi gerekebilir. Bu lekelenmeler görüldüğü takdirde doktorunuzu haberdar etmelisiniz.
Hapları kullanırken, günün aynı saatinde almaya özen göstermelisiniz. Beraberinde başka ilaç kullanımı halinde, antibiyotik gibi, mutlaka ilaç etkileşimi kontrol edilmelidir. Çünkü bazı ilaçlar, doğum kontrol haplarının etkisini azaltabilir.
Doğum kontrol haplarının hamileliği önlemek dışında ne gibi yararları vardır?
Doğum kontrol haplarının rahim içi, yumurtalık ve rahim ağzı kanserini azaltıcı etkileri biliniyor.
Adet sancılarını azaltır, adet döngüsünün düzenli olmasını sağlar.
Adet öncesi gerginlik belirtilerini azaltır. Adet kanama miktarını azaltarak kan kaybını önler.
Sivilce ve tüylenme artışı tedavisinde faydalıdır.
Fibrokistik meme hastalığı daha az görülür.
Karın içi iltihap (pelvik enfeksiyon) görülme riskini azaltır.
Vajinal enfeksiyonların görülme sıklığını azaltır.
Kemik yoğunluğu daha yavaş azalır.
Dış gebelik riskini azaltır.
Doğum kontrol hapları hangi durumlarda bırakılmalı?
Şiddetli baş ağrısı, beraberinde bulantı, kusma, bulanık görme olması, ani görme kayıpları, geçici körlük gibi durumlarda ilaç derhal kesilmelidir. Bacaklarda kızarıklık, şişlik ve ağrı, inme, felç, şiddetli karın ağrısı, şiddetli göğüs ağrısı ve nefes almada güçlük, kan basıncında yükselme ilacın kesilmesini gerektiren diğer acil durumlardır.
Neden doğum kontrol hapı kullanımı bırakıldığında hamile kalmakta güçlük yaşanıyor?
Doğum kontrol hapı bırakıldıktan sonra hemen hamile kalınabilir. Gebe kalmakta gecikme daha çok, enjektable, yani kas içine yapılan uzun süreli koruyuculardan sonra gözlenir.
Erkeklerin vücutlarında bulunan sperm üretimi son derece önemlidir. Sperm kalitesizliği ile karşı karşıya kalan pek çok erkek var ve giderek de bu sayıda artış gözlenmektedir. Spermlerin yetersizliği ve kalitesinde bozukluk olması gebeliğin önündeki en büyük engellerden biridir. Spermlerin kalitesini yükseltmek için doğal yiyeceklerden faydalanmalı ve sperm kalitesi ile birlikte sperm hareketliliğini de arttırmalıdır.
Sperm kalitesini arttıran besinler hakkında açıklamalarda bulunan uzmanlar, çocuk sahibi olmakta zorlanan ve sorunun spermlerden kaynaklandığı durumlarda erkeklere tavsiye ettiği yiyecek maddelerinin başında “Lycopene” (likopen) geliyor. Likopen anormal sperm hücrelerini azaltıyor. Likopenden zengin gıdalar tüketerek sperm kalitesini arttırabilirsiniz.
Doğal doğum kontrol yönteminde kadının adet döngüsünü bilmesi ve buna göre güvenli zamanlarda ilişkiye girmesi gerekir. Vajinal duş ve geri çekme yöntemi doğal doğum kontrol yöntemi gibi görülür, lakin bu yöntemlerin tehlikesi vardır ve güvenilir değildir.
Döllenme aşamasının hesaplanması ve gebe kalma riskinin bulunması dönemlerinde ilişkiden kaçınmak en etkili doğal doğum kontrol yöntemidir. Bu yönteme takvim yöntemi adı verilmektedir. Bir kadının doğurgan olduğu günler adetinin ilk gününden itibaren 14 gündür.
Normal bir adet döngüsü olan kadının bu günlerde hamile kalma ihtimali çok yüksektir. Eğer bu günlerde ilişkiye girilecek ise prezervatif kullanılmalıdır. Adetin başladığı günden 14. günün sonunda korunmasız ilişkiye girilebilir.
İstenilen zamanlarda istenilen sayıda çocuk sahibi olmak her çiftin hakkı olduğu için günümüzde bu arzuyu zamanında yerine getirebilmek için çeşitli doğum kontrol yöntemleri bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi de kadınların rahmine takılan spiral isimli bir araçtır. Spiral, 2-3 cm boyutunda, T şeklinde bir rahim içi aracı olarak tanımlanır.
Tüm doğum kontrol yöntemleri arasında koruma etkeni en yüksek olan spiraldir. Spermlerin yumurta içine gitmesini engelleyerek döllenmenin gerçekleşmesini önler. Döllenme söz konusu olsa bile rahim içi özelliklerini bozarak döllenen yumurtanın yerleşmesini engeller. Doğum kontrol yöntemleri spiral uygulaması kadın hastalıkları ve doğum uzmanları tarafından takılmalıdır.
Kadınların adet döneminde takılan spiral,3-10 yıl kadar kullanılabilir. Hormonlu spirallerin ömrü 3 yıl, bakırlı spirallerin ömrü ise 10 yıldır. Spiral çıkartıldıktan sonra diğer doğum kontrol yöntemlerine göre gebelik daha kısa sürede elde edilir. Devlet kuruluşunda ücretsiz olarak takılmakta, sağlık kuruluşlarında küçük bedeller istenmektedir.
İstenmeyen ve henüz erken olduğu düşünülen gebeliklerin önüne geçmek için kadınların kullandığı doğum kontrol yöntemlerinden bir tanesi de bant uygulamadır. Doğum kontrol bandı olarak da bilinen bu yöntemin avantajları ve dezavantajları hakkında sizleri bilgilendirdik. Doğum kontrol bandı nasıl kullanılır, faydaları ve zararları nelerdir işte merak edilen soruların yanıtları:
Doğum kontrol bandı vücuda sızan hormonlar ihtiva etmektedir. Üç hafta tekrarlamak üzere, haftada bir defa, aynı gün alçaya, karına, vücuda veya üst kola yapıştırdığınız bu bantlar hamileliğe karşı önlem alır. Kesinlikle memelere yapıştırılmaması tavsiye edilen bu bantların fark etmeden düşmesi durumunda iki gün boyunca gebelikten korumaya devam eder. oktor veya doğum kontrol kliniği tarafından reçete edilir, eczaneden alınabilir.
Gebeliğe karşı yaklaşık olarak % 99 oranında koruma sağlayan doğum kontrol yöntemleri bantları, haftada yalnızca bir kez değiştirilir. Doğum kontrol bantları kilolu olanlara tavsiye edilmez. Kilo fazlalığı bulunan kişilerin gebeliğe karşı bantlar ile tam olarak korunması sağlanmaz. Doğum kontrol haplarına göre, doğum kontrol bantları fiyatları daha yüksektir. Doğum kontrol bandı yan etkileri ise bulantı, göğüs darlığı, baş ağrısı, kan lekeleri ve moralde iniş ve çıkışlar. Cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı korumaz.
Erkeklere uygulanan bir işlem olan vazektomi, erkeği kısırlaştırma işlemidir. Vazektomi ameliyatı ile erkekte sperm hücrelerinin testislerden depolandıkları bölgelere geçişi kalıcı olarak bozulmuş olur. Vazektomi ameliyatı olanlardan boşalma sonrası gelen sıvının dış görünümünde hiçbir değişiklik söz konusu olmaz. Ancak sıvıda sperm hücresi bulunmaz ve bu sebeple de gebelik riski bulunmaz.
Vazektomi uygulamasında sperm kanalları geri dönüşü mümkün olmaan bir hasara uğrar. Bu sebeple de işlem geri alınmaz. Vazektomi yaptıran erkek ömrünün sonuna kadar kısır olarak hayatına devam eder. Orgazm sırasında boşalan sıvı testisler tarafından değil, prostat bezi tarafından üretilir.
Vazektomi işlemi uygulaması lokal anestezi altında uygulanmaktadır. Güvenli bir işlem olan vazektomi aynı zamanda kolay da bir işlemdir. Testisler erkek vücudu dışında skrotum adı verilen torbaların içinde yer almakta ve uygulama esnasında skrotum derisi üzerinde küçük bir kesi yapılmaktadır. Daha sonra cilt dışına alınır ve bağlanır. Kalan uçlar koter ile yakılarak tahrip edilir. Vazektomi ameliyatı yarım saat sürer, hasta hemen taburcu edilir.
Çocuk sahibi olmak için önceden hazırlık yapılmasının büyük faydaları vardır. Planlı olan gebelik hem anne adayı hem de baba adayı için sorunların ortadan kalkmasına etki olacağı gibi, gebelik döneminde yaşanması muhtemel problemlere önlem alınmasını sağlar. Birçok çift doğal yollarla çocuk sahibi olmakta zorlanır. Doğal yollarla çocuk sahibi olmakta zorlanan çiftler için dikkat etmesi gerekenler uzmanlar tarafından açıklandı.
Doğal yollarla çocuk sahibi olmak için psikolojik olarak da kendinizi hazırlamalısınız. Sorumluluk ve fedakarlık ister çocuk sahibi olmak. Hayatınızın bazı alanlarında fedakarlık yapmanız ve sorumluluğunuzu da bilerek ona göre adım atmanız gerekir. Doğal yollarla sağlıklı bir çocuk sahibi olmak için ilk yapmanız gereken şey anne adayının jinekolojik bir taramadan geçmesidir.
Anne adayının farkında olmadığı bir sorun başlarda birkaç ilaç ile tedavi edilebilecek durumdayken, ilerlediği zaman daha ciddi tedavi metotları gerekebilir. Doğal yollarla çocuk sahibi olmak isteyen baba adayları da anne adayları gibi mutlaka muayeneden geçmelidir. alkol ve sigara gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durmalıdır. Çiftler beslenmelerine de dikkat etmeli, stresten uzak durmalıdır.
Çocuk sahibi olmak için plan yapanların merak ettiği soruların başında çocuk sahibi olmak için ne yapmalı, bebek sahibi olmak isteyen çiftler ne yapmalı ve bebek sahibi olmak için ne kadar arayla cinsel ilişkiye girilmelidir geliyor, sunwomens.blogspot.com’da sizler için uzmanlarımız açıkladı.
Gebe kalmakta sıkıntı yaşayan çiftlerin hamileliği kolaylaştırmak için cinsel ilişkiye girme zamanları büyük bir önem taşımaktadır. Düzenli olarak ilişkiye girenlerin zamanlamalarına dikkat çeken uzmanların tavsiyesi 3 günde bir cinsel ilişkiye girmektir.
Bebek sahibi olmak isteyen her çift en az 3 gün süre ile ilişkide bulunmalıdır. Çünkü erkek spermi 3 günde kaliteli bir düzeye ulaşmaktır. En az 3 gün veya daha fazla sürede cinsel ilişkide bulunmak, spermin etkisini arttırır. Ancak kadınların yumurtlama dönemi de baz alınmalıdır.
Erkeğin spermi güçlenmesi yanı sıra, kadınların yumurtlama döneminde ilişkiye girmek de çocuk sahibi olmayı aktif kılar. Sağlıklı kadınların adet kanamasının ilk gününden itibaren 14 gün boyunca yumurtlama dönemleridir. Kadınların yumurtlama öncesi 3 gün ve sonraki 3 gün gebelik ihtimali yüksektir.
Anne adaylarının hamilelik süreci bebeğin gelişimi ve sağlığı için oldukça önemli. Hem hamilelik süresince hem de hamilelik sonrası bebeğin ve kendisinin sağlıklı olabilmesi için anne adaylarının beslenmelerine çok dikkat etmeleri gerekiyor.
Bebeğin beyin içi gelişimiyle ilgili bazı hastalık ve sakatlıkları önlediğinden, hamilelere rutin olarak folik asit vitamini kullanmaları öneriliyor.
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi (ZKÜ) Kadın ve Doğum Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mustafa Başaran, yaptığı açıklamada, Dünya Sağlık Örgütü’nün, hamilelere folik asit (B grubundan bir vitamin) ve demir vitamini gibi iki önemli ek elementi mutlaka kullanmalarını tavsiye ettiğini söyledi.
Günümüzde folik asit vitamininin sadece gebelik süresince değil, gebelikten önceki 3 aylık dönemde de alınmasının önerildiğini anlatan Başaran, şunları kaydetti:
“Bebeğin beyin içi gelişimiyle ilgili bazı hastalık ve sakatlıkları önlediğinden, hamilelere rutin olarak folik asit vitamini kullanmalarını öneriyoruz. Çünkü gebelik beraberinde bebeğin gelişimiyle bazı vitamin ve minerallerin daha çok alınmasını gerektiren durum. Geçen mayıs ayında ABD’de öneriler güncellendi. Günümüzde artık gebe kalma potansiyeli olan yaş grubu tüm kadınların folik asit vitamini almaları isteniyor. Folik asit son derece önemli vitamindir.”
Hamilelikte kilonun önemi
Gebelik haftası ilerledikçe bebeğin büyümesiyle birlikte annenin metabolik yükü ve besin ihtiyacının arttığına dikkati çeken Başaran, şöyle konuştu:
“Gebelikte kilo çok önemli. Belli oranda alınması önerilmesine rağmen aşırı kilo almak ya da almamak gebelikte hastalıkların göstergesi olabiliyor. Gebelik öncesi kilosu düşük olanların 9 ay süresince 12-18 kilogram alması normal kabul edilirken, normalin üzerinde daha kilolu hastalarda bu öneriler 11-15 kilogram sınırına düşüyor. Obezite gibi şişmanlık problemi görülen gebelerde ise 5-10 kilogramın aşılmaması gereklidir.”
Gebelikte beslenme önerileri
Gebelikte açlığa dayanıksızlığın söz konusu olduğundan ara öğünlerde mutlaka meyve tüketilmesinin istendiğine işaret eden Yrd. Doç. Dr. Başaran, şunları kaydetti:
“Hamileler günde 3 litre su almak zorundadırlar. Ayrıca süt, ayran, komposto, limonata ve meyve suları tüketilmelidir. Ancak, çay ve kahve önermiyoruz. Protein ihtiyacı gebenin kilosuna göre günlük 70-80 grama karşılık geliyor. Kalsiyum açısından 1 su bardağı süt alınmasını öneriyoruz.
Bir yumurta, kibrit kutusu kadar beyaz peynir ve ekmek önemli, kahvaltıda meyve suyu veya ıhlamur da içilebilir. Ara öğünlerde genellikle porsiyon olarak meyve, yatmadan önce süt veya yoğurt öneriyoruz. Akşam yemeklerinin hafifliliği hamilelerin daha rahat olmasını sağlayacaktır.”
Gebelik döneminde cinsellik konusunda bilgilenme ve bilgilendirme alışkanlığının olmaması, yanlış inanış ve gereksiz korkulara neden oluyor. Oysa hamilelik döneminde de sorunsuz bir şekilde cinsel hayat devam edebilir.
Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Altuğ Semiz, “Gebelikte cinsel yaşam “hakkında bilgi verdi.
Gebelik dönemi kadın hayatının en karmaşık dönemlerinden biridir. Psikolojik ve bedensel çok sayıda değişimin izlendiği bu dönemde kadının bir takım alışkanlıklarının da değişmesi ve yeni bir yaşam biçimini benimsemesi doğal bir adaptasyon şeklidir.
Bununla beraber yaşanan bu sürece uyum adına yapılanların, yanlış bilgilenmeler yüzünden, henüz var olmakta olan bebeği korumak adına takıntı halini alması doğru ve açık bilgilendirme ile engellenebilir. Burada hekim-hasta ilişkisinin net ve anlaşılır kurulması gebe ve eşini rahatlatmakla beraber; gelişmekte olan bebek için her koşulda en doğrunun yapılabilmesine olanak sağlamaktadır.
Özellikle cinsellik konusunda bilgilenme-bilgilendirme alışkanlığından yoksun yani bizimki gibi toplumlarda gebelikle beraber cinselliği konuşmak daha da zor bir hal almakta ve bu da bilginin, yerini yanlış inanış ve gereksiz korkulara bırakmasına neden olmaktadır.
Cinsel hayat sona ermeli mi?
Nedir doğrusu? Gebelikle beraber cinsellik sona ermeli mi, yoksa cinsel hayatın devamı aynen mümkün müdür?
Hamileliliğin ilk dönemlerinde başka bir nedene dayanan düşük tehdidi söz konusu değilse cinsel ilişkinin düşüğe yol açması söz konusu değildir!
Hamilelik, embriyonun ana rahmine düşüp tutunması ile başlar. Bu dönem kadının henüz gebe olduğunu bilmediği ancak aslında sürecin başladığı bir dönemdir. Gebelik teşhisine kadar geçen sürede – ki bu 2-3 hafta kadar bir zamanı içerir- kadınlar hamile oldukları bilgisinden bağımsız, normal hayat rutinlerine devam etmektedir. Haliyle cinsel hayatları da her zamanki şeklindedir. Bu esnada yaşanan cinsel ilişkiler aslında gebelik adına en riskli dönem olmasına rağmen gebeliğin başlaması adına bile bir risk teşkil etmezler.
Hamilelik teşhisi konulduktan sonra da cinsel ilişkiye devam etmemek bu nedenle de gereksiz bir tedbir sayılabilir. Embriyonun oturduğu rahim boşluğu ile ilişkiye girilen vajina aynı organ değildir. Vajina kubbesi ile rahim boşluğu arasında anatomik ve kimyasal bariyerler mevcuttur. Bu nedenle cinsel ilişki sırasında bebeğe zarar vermek söz konusu olamaz.
Ancak ilişkinin gerek travmatik gerekse kimyasal açıdan ilk üç ay içerisinde düşüğe yol açıp açmaması yine de bilimsel açıdan da bir merak konusu olmuş ve bu konu üzerine bilimsel çalışmalar da yapılmıştır. Yapılan çalışmalarda başka nedenlere bağlı olarak düşük tehdidi olmayan kadınların cinsel ilişkiye girmesinin düşük olasılığını artırmadığı kanıtlanmıştır. Bu nedenle de eğer gebeliğinizde başka bir nedene dayanan düşük tehdidi söz konusu değilse cinsel ilişkinin düşüğe yol açması söz konusu değildir.
Gerektiğinde psikolojik destek alın
Gebeliğin ilk üç ayında anne adayında genel olarak bir halsizlik, uyku hali, mide bulantısı mevcuttur. Bu agresif değişimler anne adayının cinsellikten uzaklaşmasına ve isteksizliğine neden olabilmektedir. Bu çok doğal ve aynı zamanda geçici bir süreçtir. Anne adaylarının çok az bir kısmında bu isteksizlik altta yatan başka nedenlere bağlı olarak devam edebilir. Bu durumlarda çiftlerin birbirine açık, yardımcı ve anlayışlı olması sürecin daha kolay geçirilebilmesini sağlamaktadır. Çiftin zorlandığı durumlarda psikolojik destek alınması ilişkinin geleceğinde sorunun devam etmesini engelleyebilir.
İlerleyen dönemde ilişki sayısında sınırlama yok
Gebelik ilerledikçe anne adayının hormonal dengesinde de değişiklikler olmaktadır. İlk 12- 14 hafta hamileliğin en zor geçirilen dönemiyken sonrasında anne adayı çok belirgin rahatlayacaktır. Vücudunda hissettiği genel halsizlik, bulantı gibi şikayetler biter. Dahası değişen hormon dengeleri ile çok daha enerjik, mutlu ve heyecanlı bir hal alır. Bu dönemler kadınların gebelik döneminde libidosunun en yüksek olduğu dönemlerdir.
Genital bölgedeki kanlanma artışı sayesinde daha kolay uyarılır ve daha kolay orgazma ulaşabilir. Bu libido artışı tamamen normaldir. Ve cinsel ilişkiye girmenin bu dönemde de herhangi bir zararı olmadığı gibi ilişki sayısında bir sınırlamada yoktur. Çiftler, birbirinin ihtiyaç ve talepleri konusunda anlayışlı ve sabırlı davranarak, istediklerini yaşayabilirler.
Orgazm anne ve bebek için risk oluşturmaz
Bu konuda yanlış bilgilenmelerden biri de orgazm olmanın bebek ya da anne sağlığı açısından bir risk teşkil edebileceği düşüncesidir. Orgazmın kadın vücudunda nelere sebep olduğu uzun yıllardır bilinen bir gerçek. Bununla beraber, yine uzun zamandır gebe kadınların orgazm yaşamaları sırasında ve sonrasında bedeninde oluşan değişiklikler bilimsel açıdan bilinmektedir. Gebe kadının orgazm olmasının bebeğe ya da kendine hiçbir zararı yoktur.
Orgazm sonrası genel bir rahatlamadan sorumlu olan endorfin salgısının, bebeğin de yararına olduğu da bir gerçektir. Bu nedenle cinselliği hem en istekli hem de en rahat yaşayabileceğiniz ikinci üç aylarda bu konuda çok rahat olabilirsiniz. Ayrıca gebeliğin bu ayları kendinizi en çekici hissettiğiniz döneminiz olduğundan partnerinizle olan cinsel hayatınız için çok renkli ve değişik deneyimler de söz konusu olabilir.
Cinsel ilişki erken doğuma neden olmaz
Hamileliğin son dönemlerinde anne adaylarını en çok yoran şey karnında giderek büyüyen bir ağırlık taşımak ve beraberinde gelen ödemin yıpratıcı etkileridir. Bu dönemde ve özellikle doğuma yakın zamanlarda anne adayları kendilerini daha hareketsiz kılar ve kötü hissetmeye başlarlar. Çoğu kez gebelerin aklına cinsellik gelmemektedir. Üstüne üstlük bu dönemlerde cinsel ilişkinin erken doğuma neden olabileceği de sıkça karşılaşılan bir düşüncedir.
Ancak genel kanının aksine cinsel ilişki varlığı ya da sayısının erken doğumla bir ilişkisi saptanmamıştır. Gebeliğin doğuma yakın zamanlarında da cinsel ilişkiye girilebilir. Burada en başta yaşanan sorunlardan biri bebeğin varlığından kaynaklanan cinsel birleşmede teknik yetersizlik olabilir. Bu sorunu cinsel birleşme pozisyonunda farklılık yaparak aşmak mümkündür ve bebeğe herhangi bir zarar verme olasılığı yoktur.
Gebelik kadın için en güzel özgün deneyimdir
Sonuçta hamilelikte cinsel ilişkinin bebeğe ya da anne adayına en ufak bir zararı bulunmamaktadır. Eğer anne adayının bu duruma engel bir problemi varsa ya da yüksek riskli bir gebelik mevcutsa bu durum hekiminiz tarafından size bildirilecektir. Bütün bunlardan önemlisi gebenin kendi durumu hakkında hekimden bilgi alması ve gebelikte yapabileceklerini kendine özgü belirlemesidir.
Herhangi bir tıbbi probleminiz bulunmadığı koşullarda cinsellik yaşamaktan çekinmenize hiçbir neden bulunmamaktadır. Gebelik, hayatınızı devam ettirebileceğiniz ve kadın olarak yaşayabileceğiniz en güzel ve özgün deneyimdir. Bu muhteşem döneminizde cinselliğinizi de sınırlamanız gerekmeyecektir.